Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

HAKKIMIZDA

HUZUR PINARI

Huzur Pınarı, Ehl-i sünnet i'tikâdını anlatmak için kurulmuşdur. Îmân ni'metinin şükrünü yapabilmek için, îmân cevherini herkese anlatmak, duyurmak lâzımdır. İnsanlar ebedî ateşde yanmasın düşüncesinde olmak lâzımdır. Emr-i ma'rûf da bu demekdir. Bütün harblerin temelinde de bu düşünce vardır: (Lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah) kelimesini söylemek, söylememek... Bu mübârek kelimeyi söyliyenler kurtulmuşlar, söyletmek için çalışarak ölenler şehîd olmuş, ebedî Cennete gitmişler, söylememekde direnenler Cehenneme gitmişler.

Huzur Pınarı, Rabbimizin karşılıksız ihsân etdiği, îmân ni'metine şükr edebilmek için kurulmuşdur.

Devamını oku: HUZUR PINARI

İNSAN SEVECEĞİ KİMSEYİ İYİ SEÇMELİ, ONA GÖRE SEVMELİ

Îmânın temeli ve en mühim alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahdır. Yani, Allahü tealanın sevdiklerini yalnız Allahü tealanın rızası için sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerini de yalnız Allahü tealanın rızası için sevmemekdir. [Bu, yalnız kalb ile olur, kavga etmek, dövüşmek demek değildir.]

Sevgili Peygamberimiz "sallallahü aleyhi vesellem", bir hadis-i şeriflerinde (El-mer’ü me’a men ehabbe) buyuruyorlar ki, (Kişi, sevdiği ile berâberdir) demekdir. 

Allahü teâlânın sevmediklerini sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine “sallallahü aleyhi ve sellem” karşı olmaya sürükler. Bir kimse, kendini müslümân zan eder. Kelime-i tevhîdi söyleyip, inanıyorum der. Namaz kılar ve her ibâdeti yapar. Hâlbuki, bilmez ki, böyle çirkin hareketleri, onun îmânını ve islâmını temelinden götürür.

Muhammed aleyhissalâtü vesselâma tâm ve kusûrsuz tâbi’ olabilmek için, Onu tâm ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Bunun alâmeti de, Onun sevmediklerini sevmemek, Onu beğenmeyenleri sevmemekdir. Muhabbete müdâhene, ya’nî gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerini sevmemeyi îcâb ettirir.

Devamını oku: İNSAN SEVECEĞİ KİMSEYİ İYİ SEÇMELİ, ONA GÖRE SEVMELİ

KİM OLDUĞUN DEĞİL, KİMİNLE OLDUĞUN ÖNEMLİDİR

İmanın şartı altıdır, bunlar inanılacak şeylerdir. Bu altı şarta inandım demekle hasıl olan imanın devam etmesi için başka şeylerde lazımdır. Mesela, ibadetler imandan değilse de, farz olduğuna inanmak imandandır. Bir kimse, namazın farz olduğuna inanmazsa imanı olmaz.

Bir de imanın temeli ve en mühim alameti olan, (bugünkü tabirle, olmazsa olmazı olan) esas bir şart daha vardır ki, o da, hubb-u fillah ve buğd-u fillahtır. Yani Allahü tealanın sevdiklerini sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerini sevmemektir. Çünkü Hadis-i Şerif'te, dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktır buyuruluyor. Allahü tealanın sevgili kullarını sevenler, son nefeste imanla ölürler. Ve mahşer yerinde de sevdiklerinin yanında haşr olup, ahiret hayatında da beraber bulunurlar. Bunun için de, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini iyi öğrenmemiz lazımdır. Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.

Bir kimse, ibadetlerini yapmakla beraber, Allahü tealanın sevmediklerini de severse, mesela Ebu cehili severse, bu kişi cehenneme gider. Çünkü Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz 'sallallahu aleyhi ve sellem' öyle buyuruyorlar. Herkes sevdiğinin yanında olacak. Demek ki insan, dünyada sevdiklerine dikkat etmelidir. Bu sevmek ve sevmemek, şahsi menfaati için değil, Allahü tealanın rızası için olmalıdır. Sevmek ve sevmemek kalp ile olur, beden ile olmaz.

Devamını oku: KİM OLDUĞUN DEĞİL, KİMİNLE OLDUĞUN ÖNEMLİDİR

İSLÂMİYET MENKÎBELERLE ÖĞRENİLİR

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

"Peygamberleri zikr etmek ibadettir. Salihleri zikr etmek günahlara keffarettir. Ölümü zikr etmek sadaka vermek gibidir. Kabri zikr etmek, sizi cennete yaklaştırır."

"Allahü teâlânın sevdiklerini hâtırlamak, rahmet etmesine sebep olur."

Taberânî'nin (rahimehullah) bildirdiği ve Künûz-üd-dekâik'de yazılı hadîs-i şerîfte, "Herşeyin bir kaynağı vardır. Takvânın kaynağı, âriflerin kalpleridir" buyuruldu.

Deylemînin bildirdiği hadîs-i şerîfde, "Sâlihleri anmak, günâhları temizler" ve "Âlimin yanında bulunmak ibâdettir." ve "Âlimin yüzüne bakmak ibâdettir." buyuruldu.

Seyyid Sıbgatullah-i Arvâsî hazretleri, Evliyanın hallerini anlatmak ve dinlemek hususunda buyurdu ki: "Evliyanın menkıbelerini dinlemek, muhabbeti artırır, Eshâb-ı kirâmin menkibeleri imani kuvvetlendirir, günahlari mahveder."

Devamını oku: İSLÂMİYET MENKÎBELERLE ÖĞRENİLİR

ÖNEMLİ AÇIKLAMA

Sitemiz, ehl-i sünnet itikadına uygun olarak hazırlanmıştır.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Hadis-i şerifte, (Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılır, yetmiş ikisi Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir) buyuruldu. Bu fırkaya Ehl-i sünnet denir.)  [C.2, m.67]

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İnsanlar, dinde çeşitli gruplara bölündüler. Her grup, kendi yolunu doğru sanıp sevinmektedir.) [Müminun 53]

Bir kimse, kendi başına Kur'an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri okuyup da doğru yolu bulamaz. İşin ehli olan âlimlere ihtiyaç vardır. 73 sahte altının içine bir tane hakiki altın konsa, bunu sarraflardan başkası anlayamadığı gibi, 73 fırkadan hangisinin doğru olduğunu da ancak Ehl-i sünnet âlimleri anlar.

Akıl ile doğruyu bulmaya çalışırsak bu çok güç, hatta imkansızdır. Her fırkadaki insan, “Bu fırka doğru yolda” diyor. Bu işte selim olmayan akıl ölçü olmaz. Ölçü olsaydı, 72 sapık fırka meydana çıkmazdı. Her fırkaya girenler de, aklına göre bu fırkaları tercih etmiştir. Akla uyulursa, insan sayısı kadar fırka meydana çıkar.

Devamını oku: ÖNEMLİ AÇIKLAMA

TENKİTLER İLMİ OLMALI

Sual: Eleştirilerin bir ölçüsü var mı?

CEVAP
Tenkitler ilmi olmalı, yani muteber bir esere dayanarak yazılmalı. Hakaret maksadı ile olmamalıdır. Çeyrek asırdan fazla yazıyorum, şimdiye kadar ciddi, ilmi bir tenkide rastlamadım. Kimi hakaret ediyor, kimi de hiçbir mesnede [delile] dayanmadan “Yanlış yazıyorsunuz” diyor. Din kitaplarını değil de, aklını ölçü alıyor.

Geçen sene ramazanda, kefareti tarif ederken, (Kefaret, oruç tutmamanın değil, geceden niyetli Ramazan orucunu kasten bozmanın cezasıdır) demiştik. Bir genç, telefon edip, “Ben meşru mazeretsiz, Ramazanda bir gün oruç tutmazsam, cezası ne?” dedi. Ben de, “Ramazanda mazeretsiz oruç tutmamak haramdır. Ama bir gün oruç tutmazsan o bir günü kaza etmen gerekir” dedim. Genç, “Ben kasten tutmadım, niye 60 gün kefaret değil de, bir gün kaza tutmam gerekiyor?” diye sordu. Ben de, fıkıh kitapları öyle yazıyor dedim. Genç, ben ilahiyatçıyım, kitaba ne gerek var, akıl var, mantık var, kasten oruç tutmuyorsun ve kaza gerekir diyorsun, olmaz böyle şey” dedi. Tekrar, senin dediğin hangi kitapta yazıyor dedim, o da, “Kitaba gerek yok demiştim ya, akıl mantık yok mu?” dedi. “Evet akıl mantık var, akıl mantık yeni çıkmadı o eskiden beri var. Ama eskiden beri akla mantığa değil, kitaba bakılır, kitap ne yazarsa ona göre hareket edilir” dedim. Ama o genç ikna olmadı. Din akla mantığa zıt değil ama, akıl ve mantıkla dini hükümler bulunmaz.

Devamını oku: TENKİTLER İLMİ OLMALI

İHTİYATA RİAYET ETMEK

Sual: Diş dolgusu gusle manidir dendiği gibi mani değil diyenler de var. Zekat kâğıt para ile verilmez diyenler olduğu gibi verilir diyenler de var. Müzik dinlemek haram diyenler olduğu gibi caiz diyenler de var. Hoparlöre uyarak veya TV’deki imama uyarak namaz kılmak caiz değil diyen olduğu gibi caiz diyenler de var. İhtiyata riayet etmek için ne yapmak gerekir?

CEVAP
Öldükten sonra dirilmek var diyenler olduğu gibi, dirilmek yok diyenler de var. Hazret-i Ali, dirilmeye inanmayan bir ateiste, “Biz inanıyoruz. Diyelim ki senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı, inanıp ibadet etmekle bizim hiç zararımız olmazdı. Ya bizim inancımız doğru ise, sen sonsuz olarak ateşte yanacaksın” diyor. Ateist ölünce, kendi inancına göre, yok olacak. İslamiyet’e göre ise, kâfir cehennemde sonsuz azap görecektir. İnanan da, sonsuz nimetler içinde yaşayacaktır. Aklı, bilgisi olan bir insan, bu ikisinden elbette, ikincisini seçer. Sonsuz azapta kalmak, bir ihtimal bile olsa, bunu hangi akıl kabul eder? Halbuki, ahiret hayatı, bir ihtimal değil, apaçık bir gerçektir. O halde aklı, ilmi olanın, Allah’a ve ahirete inanması gerekir. İnanmamak, ahmaklık, cahillik olur. İbadetlerde de ihtiyata riayet etmemek ahmaklık olur. Birkaç örnek verelim:

Devamını oku: İHTİYATA RİAYET ETMEK

Üye Olmak İçin

Mail grubumuza üye olanlara, her gün, Peygamber Efendimizin ve diğer Peygamberlerin "aleyhimüsselâm", Eshâb-ı kirâmın "aleyhimürrıdvân", Evliyâ-yı kirâmın ve İslâm âlimlerinin "rahimehümullah" örnek hayatları, menkîbeleri; derdlere devâ, ruhlara gıda, hasta kalblere şifa olan çok kıymetli nasihatleri; kitaplarından -herkese lazım olan- çok kıymetli bilgiler gönderilmektedir.

Gruba üye olmak için:
 
  1. Aşağıdaki kutuya e-mail adresinizi yazarak "Üye Ol" butonuna basınız. Böylece yeni pencerede Google Groups sayfası açılacak, ve yazdığınız e-mail adresine onay maili gönderilecek. ONAY MAİLİNİ ALMANIZ ÜYELİĞİNİZİN TAMAMLANDIĞI ANLAMINA GELMEZ.
  2. E-mail adresinize gelen onay mailindeki MAVİ LİNKE tıklayarak üyelik başvurunuzu onaylayınız. NOT: Onay maili google tarafından gönderildiğinden yabancı dilde olabilir.
  3. MAVİ LİNKE tıkladığınızda açılan sayfa tamamlandığında, üyeliğinizi tamamlanmıştır.
 
E-mail Adresiniz:  

NOT: Onay maili size ulaşmadıysa veya üye olmayı başaramadıysanız, üyeliğinizin yapılabilmesi için lütfen İrtibat Formunu kullanarak talebinizi bize bildiriniz.

İSTATİSTİKLER

Bugün:72
Dün:1,473
Bu Ay:31,896
Toplam:13,586,697
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842