Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1489

Enver abim buyurdular ki;
 
Allah şefaatlerine nail eylesin, mübarek Hocamız buyurdular ki; Biz musalla taşında dinleneceğiz. Bizim dinlenme yerimiz, musalla taşıdır. Hayatta olduğumuz müddetçe mümkün değil! Peki efendim, çok yoruluyorsunuz. Doksan yaşında yine yazıyorlar. Yedi, sekiz saat kitap okuyorlar. Bir saat dinlerken, ya dinleyen uyuyor ya okuyan uyuyor. İkisinden biri mutlaka uyuyor. Bir gün Mübarekler Sarıyer'de dayanamadılar; aşçıbaşı aşçıbaşı, kitap okuyoruz, buyurdular. Velhasıl, efendim, bir koyun sürüsü var olduğu müddetçe, çoban, elinde sopayla dolaşmak zorundadır. İsterse yatsın, isterse kalksın, sorumlusu sizsiniz, demiş. Ama bakın, Enver abi, yine güler yüzlü.

Balıkçı ağları vardır ya, karşılıklı balıkçı ağlarını düşünün. Ben dünyadayım, Hocamız da ahirette. Aramızda sadece bir balıkçı ağı var. Mübarekler beni görüyor, ben de Onları görüyorum. Efendim, ahirette ne ile meşgulsünüz, ne yapıyorsunuz ahirette, dedim. Kardeşim, sohbet ediyoruz. Arkadaşlarımız var, kardeşlerimiz var, buyurdular. Tesadüf, aklıma gelen iki ismi sordum. Mehmet Darende ne yapıyor, dedim. Çok iyi, hep beraberiz buyurdular. Bir de Kütahya'daki Mustafa Özhan'ı sordum. Mustafa Özhan nasıl efendim, dedim. Yanımızda, burada çok iyi, buyurdular.

Huzur Pınarı

İSTATİSTİKLER

Bugün:116
Dün:1,283
Bu Ay:25,489
Toplam:13,580,290
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842