Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1719

Enver abiler buyurdular ki;
 
İki gün evvel Bursa'ya gittik. Gece rüyamda Mübareklerle, yukarıya, Efendi hazretlerinin camiine gitmişiz. Kapının yanında su tulumbası, onun yanında da bir bank var. Bankın üzerinde oturuyoruz. Allah rahmet eylesin, Mübarekler bir şeyler anlatırken ağlamaya başladılar. Efendim, bu binada, bu evde, bu camide, ne sohbetler oldu, neler oldu neler oldu.. Bu yerin duvarlarında, her yerinde feyz ve bereket var. Efendim, bu binanın kendisi değil, gölgesi bile insana fayda verir. İnsan gölgesinden bile istifade eder, buyurdular. Onlar ağlarken biz de ağladık, bir uyandım ki, yaşlar devam ediyor. Hocamız öyle buyurdular; Ben Efendi hazretlerini tanımadan evvel, bambaşka bir yoldaydım. Her şey benim olsun, ben şöyle yapayım, böyle olayım diye gözüm yükseklerdeydi. Fakat tanıdıktan sonra anladım ki, asıl iş, asıl insanlık, kendini tanımaktır, kendisinin hiçbir işe yaramadığını, ancak o büyüklerin muhabbetiyle biraz şeref kazanacağını anlamaktır. Onun için, abdiyyet, kul olmak, makamların en yücesidir. Onun için, Peygamber efendimize 'aleyhissalatü vesselam' siz kimsiniz, diye sorarlar, Abdullah, derdi. Yani, Allahın bir kulu. Abdiyyet, tasavvufta en büyük derecedir. Ama karşında, ademiyet, yani yok olmak vardır. İnsan ne kadar yok olursa, o kadar var olur, o kadar yüce olur. Çünki, nefsin arzularını yerine getirenler, nefsleriyle beraber haşr olacaklardır. Allahü tealanın emir ve yasaklarını yerine getirenler, Allahü teala'nın sevdikleriyle haşr olacaklardır. Onun için, tercih bize kalmıştır. Sonunda pişman olacağımız, bırakacağımız mesleği, bugünden terk edelim, bırakalım. Onun için, ahirette yapılan bütün hizmetler içinde, yalnız ve yalnız ihlaslı olanlar ayrılacaktır. İhlassız olanlar bize bırakılacak, işe yaramayacaktır. Onun için, Peygamber Efendimiz 'aleyhissalatü vesselam' buyurmuş ki; En büyük müflis; çok ibadetle, çok hizmetlerle ahirete gelir; fakat kendisine ait olanlar kendisine bırakılır, Allah için olanlar bir tarafa ayrılır, bakarsın, ona bir şey kalmamış. Kul hakkına gitmiş, ihlassız gitmiş, niyeti bozuk gitmiş.. Bunların hepsi kendisine bırakılmıştır, cenab-ı Hak bunları kabul etmez. Bize bırakılanlar, başımıza iş açar.

İSTATİSTİKLER

Bugün:558
Dün:1,473
Bu Ay:32,382
Toplam:13,587,183
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842