Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1869


Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder.
 
O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir...
 
2012 senesi, Kurban bayramında (Kasım'ın 27 si), ikindi namazından sonra Enver abiler buyurdular ki;

Bir arkadaşımızın hanımı Ankara'da vefat etmiş. Müslüman, mütedeyyin bir hanımmış. O gece komşuları kendisini rüyada görmüşler. Allahü teala sana ne muamele yaptı, demişler. Ben de bilmiyorum. Yalnız bana, sen kitap satışlarına çıkıyor muydun, dendi. Ben de, ben çıkmıyordum ama, kitap satışına gidenlere gözleme yapıyordum, dedim. O zaman sana hesap yok, geç bu tarafa. Madem cihad edenlere bu kadar hizmetin olmuş, dediler. Ben oradan kurtardım, demiş. Bunu duyan diğer arkadaşlarımızın hanımları, bu sefer kendi aralarında bir imkan bulmuşlar, Hacı Bayram Camiinde bedava kitap dağıtmaya başlamışlar. Dağıtıyorlar iyi de, öyle bir izdiham olmuş ki, başa çıkılacak gibi değil. Kendi aralarında konuşmuşlar, biraz paralı verelim de, bari şu izdiham azalsın, demişler. Başlamışlar parayla vermeye. Derken oraya delikanlı bir genç gelmiş. Parayı vermiş ve kitapları almış. Bir kadıncağız arkasından hemen damlamış gelmiş. Bu genci siz biliyor musunuz, demiş. Yok, demişler. Bu çok fakir biridir. Ona para verdim, o parayla geldi, buradan kitap aldı. Ben bunu takip etdim, peşinden gitdim, bakdım ki, o genç parayla aldığı o kitapları, kahvede, şurada burada bedava dağıtmaya başlamış. Dine hizmet para sarf ederek olur. Ver dünyayı, kurtar ahireti. Hem dünyayı hem ahireti kurtaramazsın. Peki, dünya ne olacak? Evvela ahiretini kurtar, dünya senin peşinden gelir. Çok da mükemmel gelir, çok da muvaffak eyler, başarılı olursun. Ama öbür türlü yaparsan, hem dünyadan mahrum kalırsın, hem ahiretten mahrum kalırsın.
 
Biz Kuleli'ye ilk gittiğimiz günlerde, yani Mübareklerle ilk tanıştığımız zamanlarda, bir gün laboratuvardan çıkarken, arkadaşların hepsi çıktılar, biz çıkmadık. Saygısızlık olmasın diye, dört-beş arkadaş Mübareklerden sonra çıkarız dedik. Derken Mübarekler yanımıza geldi. Siz ne bekliyorsunuz, buyurdular. İşte efendim, sizden sonra biz de çıkacağız, dedik. Hoşlarına gitti. Anlaşıldı, peki buyurdular, madem ki öyle, ben size çok ama çok kârlı olacağınız bir şey öğreteyim, buyurdular. Başladılar; Efendim, subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim, öyle iki kelimedir ki, bunlar teraziye konduğu zaman, günahlar çok hafif kalır. O kadar ağırdır efendim, buyurdular. Netice: Böyle. Subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim. Ne hikmetler var ya Rabbi.

Enver abiler, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.

Fî emanillah
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:426
Dün:1,260
Bu Ay:30,312
Toplam:13,840,672
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842