Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Kendi aklına göre hareket eden mutlaka pişman olur

Şah-ı Nakşibend hazretlerinin bir talebesi varmış. Hocasından nefsin kötülüklerini dinleye dinleye birgün dağın kenarına, tenha bir yere gidip nefsim nedir senden çektiklerim diye, kendi kafasına vuruyor, kendisini dövüyormuş. Oraya mübarek bir zat gelmiş; Ne yapıyorsun evladım deyince, nefsi yüzünden kendisine eziyet ettiğini söylüyor. O zat, o zaman buyuruyor ki; "Evladım nefsin sana değil Allah'a düşman, Peygambere düşman, dine düşman. Sen eğer nefsine düşmanlık edeceksen onun yolu var. Nefsin seni nerden aldatıyorsa sen ona oradan vur. Evvela sen düşmanın, nereden saldıracağına bak, sonrada tedbirini al. Dinini öğren ki, onun düşmanlığından sakın. Sen sağına soluna vurmakla, onu daha çok güldürüyorsun, onu daha çok eğlendiriyorsun" diyor. Sonra, söylediklerimi yapacaksın ve Allah için yapacaksın, o zaman nefsin perişan olur diyor. "1- iman edeceksin ehli sünnet itikadında olacaksın, 2- ilim sahibi olacaksın ki nefsinin saldırısına karşı korunasın ve dinini başkalarına öğretesin, 3- haramlardan sakınacaksın, 4- farzları yapacaksın, 5- sormadan bir şey yapmıyacaksın, nefsi en ziyade tahrip eden sormaktır, çünki nefs ben biliyorum der" diyor. Talebe; hay hay efendim diyor, fakat bir bakıyor mübarek zat yok,.. kaybolmuş. Meğer Hızır aleyhisselammış. Talebe dönüyor dergaha.. Şah-ı Nakşibend hazretleri tebessüm ederek talebeye soruyor. Talebe olanları anlatınca; (Hızır aleyhisselam bizi çok sevdiği gibi, talebelerimizi de sever. Sana gelip, hakikati söylemiş). Peki beşinci olarak sana ne demişti? Sormadan bir şey yapma. Peki sen kendini dövmeden evvel gelip bana sordun mu? Yok. Peki şimdi söz ver bakalım sormadan bir şey yapmıyacağına dair... Cenabı Hak "Ey habibim sen karar vermeden evvel danış, sor ve sorduktan sonra karar ver kararından dönme" buyuruyor. İmam-ı Ebu Yusuf hazretleri buyuruyor ki, kendi aklına göre hareket eden pisman olur. Büyüklerin yolunda; "Hocama kavuştum, aklımı bıraktım, sordum ve kurtuldum" demek vardır. Sormazsak mutlaka pişman oluruz. Aklı ile hareket eden, bu dünyada veya ahirette mutlaka zarar eder. Büyükler boş laf etmezler.
 
Ömer bin Abdülaziz hazretleri, yatsı namazından çıkmış, evine giderken, bakmış bir adam sarhoş, şarkımı söylüyor belli değil... Benim halife olduğum yerde, karşıma bir sarhoş çıkıyor diyor. Hemen zaptiyelere haber veriyor, yakalayın onu diye. Hemen yakalıyorlar, kelepçeleyip götürürlerken; Allah-Muhammed aşkına beni halifenin huzuruna götürün, ona bir çift sözüm var diyor. Efendim sarhoş böyle böyle dedi, bir kelamı varmış, ne yapalım diyorlar. Halife; Gelsin söylesin diyor. Sarhoş geliyor Halifenin huzuruna, tam karşısına, aniden yüzene tükürüyor. Herkes zannediyorki, bu artık kurtulamaz.. fakat halife buyuruyor ki; "afvettim bırakın". Efendim buna iki misli ceza gerekirken, niye afvettiniz diyorlar. Ömer bin abdülaziz hazretleri buyuruyor ki; "Yarın ahirette ameller, Allahü tealaya iki şekilde arz edilecek, Allah için olanlar ve nefis için olanlar. Benim ona vereceğim ceza Allah içindi fakat tükürdüğü zaman nefsim karıştı. Nefsim içinde ceza verecektim, bunun hesabını ben veremem. İnsanlar ne yaparsa hepsinin hesabını vereceklerdir, ancak Allah için yaptıklarından kurtulacaklardır. Niye onun yüzünden ben Rabbimin huzurunda sıkıntıya düşeyim" diyor.
Arif olanlar, yalnız Allahtan, ahiretten bahs edip, insanları o seadete kavuşturmak için uğraşanlardır. Özellikleri de, insanların kalbine baktıkları zaman, salih mi fasık mı, derhal anlarlar. Bunlar marifet ehlidir. Keramet ehli, harika ehli olanlar ise, mahluklarla, insanlarla uğraşırlar ve kaybolan eşyaları, istikbalde olması muhtemel olanları, geçmişteki şeyleri bilmeğe çalışırlar. Onların uğraştığı saha, Allahın yarattıkları, kullarıdır. Arifler ise, katiyyen böyle şeyleri akıllarına bile getirmezler. Dolayısıyla, insanlar bu harikulade şeyler gösterenlere itibar gösterirler, daha çok, onların peşinden giderler. Allahü teala ile araları pek belli olmadığı için de, ahiretleri gariptir. Marifet ehli olanlar ise dünyaya hiç kıymet vermediğinden dâima azınlıktadır. Keramet ehlinin etrafı kalabalıktır, insanlar onları büyük bilir.. Marifet ehlinin etrafında herzaman az insan bulunur, kıymetini bilenler azdır. .
 
Hakiki Mü'min büyüklerin şadırvanına musluk olandır. Kendisi çeşme olmağa çalışırsa, o çeşmeden mikroplu sular akar. Büyüklerin şadırvanında musluk olanlar temizdir, mikrop bulunmaz. Fakat bu musluk mekanik olarak açılıp kapanmaz, sevgi muhabbet nekadar çok ise bu musluk suyu okadar çok akıtır. Yani suyun akması, insanın eli ile değil, sevgi sebebi iledir.
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
 
Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cuma gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,030
Dün:1,275
Bu Ay:25,120
Toplam:13,579,921
Online Ziyaretçiler:6
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842