Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Helalden kazanmak her Müslümana farzdır

Dünyalık kazanmak için çalışmak günah değildir. Dünyaya gönül bağlamak günahtır.
 
Sual: Kadın, erkek her Müslümanın, kendinin, çoluk çocuğunun nafakası için para, mal kazanırken mutlaka helal olan yolları mı seçmesi gerekir?
 
Cevap: İmâm-ı Gazâlî hazretleri konu ile alakalı olarak Kimyâ-i se'âdet kitabında buyuruyor ki:
"Helal kazanabilmek için, önce helali öğrenmek lazımdır. Helal ve haram meydandadır. İkisi arasında şüpheli olanları tanımak güçtür. Şüphelilerden sakınmayan, harama düşer. Bunu tanıtmak geniş bir ilimdir. Mü'minûn sûresinin 52. âyetinde mealen; (Ey Peygamberlerim, helal ve temiz yiyiniz ve bana layık ibadetler yapınız!) buyuruldu. Resûlullah efendimiz bunun için; (Helal kazanmak her Müslümana farzdır) buyurdu.
 
Dünyalık kazanmak için çalışmak günah değildir. Dünyalık sevgisi, dünyaya gönül bağlamak günahtır. Resûlullah efendimiz, çeşitli hadîs-i şeriflerinde buyurdular ki:
(Bir kimse, hiç haram karıştırmadan, kırk gün helal yerse, Allahü teâlâ, onun kalbini nur ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya muhabbetini, kalbinden giderir.)
(Haram ile beslenen vücudun ateşte yanması daha iyidir.)
(Malın helalden mi, haramdan mı geldiğini düşünmeyenler, Cehenneme, neresinden atılırsa atılsınlar, Allahü teâlâ, onlara acımayacaktır.)
(İbadet on kısımdır, dokuz kısmı, helal kazanmaktır.)
(Helal kazanmak için yorulup, evine dönen kimse, günahsız olarak yatar. Allahü teâlânın sevdiği kimse olarak kalkar.)
(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Haramdan kaçınanlara hesap sormaya utanırım.)
(Bir dirhem faiz almak ve vermek, otuz zinadan daha günahtır.)
(Haram maldan verilen sadaka kabul edilmez. Saklanırsa, Cehenneme gidinceye kadar, ona yolluk olur.)
 
Hazret-i Ebu Bekir, hizmetçisinin getirdiği sütü içti. Sonra helalden olmadığını anlayınca, parmağını boğazına sokarak kay etti, çıkardı. O kadar zahmetle çıkardı ki, yanındakiler ölüyor sandılar. Sonra da; "Ya Rabbi! Elimden geleni yaptım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım!" diye yalvardı. Hazret-i Ömer de, Beytülmâla ait zekât develerinin sütünden, yanlışlıkla verilip içtiği zaman, böyle yapmıştı. Abdullah bin Ömer hazretleri buyurdu ki:
"Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, haramdan kaçınmadıkça, kabul edilmez, faydası olmaz."

Osman Ünlü
 

 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:216
Dün:778
Bu Ay:20,843
Toplam:13,900,128
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842