Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1962

Enver abiler buyurdular ki;
 
Elhamdülillah, Rabbimize hamd olsun ki bugün yine zahir dünyada beraberiz. İnşallah hakiki dünyada da beraber oluruz. Ali Ramiteni Hazretleri var. Şimdi arkadaşlarımızın çoğu onları ziyarete Özbekistan'a gittiler. Mübarek olsun. Ali Ramiteni Hazretleri buyuruyorlar ki; Ben hocamdan işittim, ben şeyhimden işittim. Said Ebu'l-Hayr Hazretleri, benim hocam, yılanlarla konuşurdu. Hatta bir gün gezmeye çıkmıştık, dağdan büyük bir engerek yılanı indi. Herkes bir tarafa kaçtı. Mübarek hocamız attan indiler, ona doğru yaklaştılar. Ben de ne olacak acaba diye hocamızın arkasına saklandım, yavaş yavaş gittim. O yılana dedi ki; Niye zahmet buyurdun? Niye buraya kadar geldiniz? Koca yılan başını sürmeye başladı. Allahım, hayırdır inşallah, gerçek midir rüya mı görüyorum dedim. Hadi yeter bu kadar, sen git artık yerine diyor. Yılan kalkıp gidiyor. Arkasına dönünce Ali Ramiteni Hazretleriyle karşılaşıyor. Hocam, bir dakika aklım karıştı diyor. Ne oldu diyor? Bu bir yılan, siz onunla konuşuyorsunuz. Evet. Bu ne hikmettir? Nedir bu? Mübarek buyuruyor ki; Ben yıllarca dağda, mağaralarda yaşadım. Bu da benim o zaman arkadaşımdı. İyi günler, iyi vakitler geçirdik. Beraber dertleşirdik. Beni görünce sadakatini, vefasını göstermek için geldi. Yani, ben seni unutmadım dedi. İnsanlar vefasız olabilir ama yılan vefasız olmaz. Çok mühim. Onun için, müminin asıl vasıflarından biri de vefakâr olmasıdır. Ne demek vefakâr olması. En güzel örnek Mübareklerin hayatı; Kendilerine bir bardak çay vereni elli sene unutmadılar. Onun ruhuna Fatiha okudular, İbrahim efendinin... Niye? Mübarekler bir gün Bursa'da dağın eteklerini gezerken su deposu varmış, orada dinlemişler. Oradaki bekçi de mübareklere bir bardak çay getirmiş vermiş. Ölünceye kadar onu anlattılar, hep onu bahsettiler. Veyahutta bir subay Hocamıza sırasını vermiş. Efendim, siz öne geçin, maaşınızı alın demiş. O subaya ölünceye kadar dua ettiler. Niye? Çünkü Hocamız çok vefalıydı. Yılan bu vefayı gösterdi. Peki hocam diyor, yılanın asli görevi insan sokmak, ısırmaktır, siz bununla nasıl anlaşıyorsunuz? Cevap şu; Ahlakı güzel olana karşı her şeyin ahlakı güzel olur. Eğer senin ahlakın güzelse yılanın da ahlakı güzel olur. O mübarek zat, mesela buyuruyor; İbrahim aleyhisselam'ın ahlakı çok güzeldi. Ateşe atıldığı zaman da ateşin de ahlakı güzel oldu ve ateş onu yakmadı. Onun için bizim büyüklerimiz evde, barkta, işte, her neyse bir aksilik, terslik olunca namaza dururlardı, istiğfar ederlerdi. Ya Rabbi, ben sana karşı ne kusur işledim ki böyle bir şeyle karşılaştım. Hatta daha fazlası da var. Eğer kedi tabak kırarsa namaza dururlardı. Rabbim ben sana karşı ne isyan ettim ki bu kedi benim tabağımı kırdı...
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:570
Dün:724
Bu Ay:18,006
Toplam:13,930,167
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842