Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2389

Enver abiler buyurdular ki;
 
Bir ârifin dişi ağrıyormuş. Gitmiş diş hekimine, aman doktor, canım doktor buna bir çare bul, ben ölüyorum demiş. Doktor; diş çıkartmaktan, diş tamir etmekten ibadete vakit bulamadım, demiş. Ârif; ne istiyorsun, ne kadar para istersen veririm, demiş. Doktor; zaten para var. İhtiyacım yok Allah'a şükür. Kaç senedir ibadet yapıyorsun, demiş. Otuzbeş senedir... Ben senin diş ağrını durdururum. Ama bana otuzbeş senelik ibadetini vereceksin, demiş. Ya sen deli misin, bir diş ağrısı için olur mu demiş. O da; ben de sana ilaç vermem. Otuzbeş senelik yaptığın bütün ibadetlerin sevabını bana bağışlayacaksın, demiş. La ilahe illallah, nereden çattık bu doktora... Ya Rabbi, benim dişim iyi olursa ben tekrar ibadet yapabilirim. Ama o diş ağrısıyla ben bir şey yapamam. Sen her şeye kadirsin. Ona da verirsin, bana da verirsin. Kabul demiş. Ha tamam otur şu koltuğa, demiş. O bir damlayı damlatıyor. Adam gözünü bir açıyor. Ağrı filan kalmıyor. Bak diyor, senin ağzında otuziki tane diş var, bu daha bir tanesi diyor. Diğer dişlerin de ağrırsa ne yapacaksın diyor. Ârif; ben kendimi evliya sanırdım, ya kardeş, siz müthiş birisi imişsiniz, diş doktoru olarak hem de, deyip teşekkür ediyor... Bir tane de diş hekimi burada var, Ali Zeki abi...
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:204
Dün:284
Bu Ay:6,832
Toplam:14,205,415
Online Ziyaretçiler:38
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842