Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2403

Enver abiler buyurdular ki;
 
Çubuklu'da yedek subaydım. Mübârekler; siz pazar günü nöbet tutuyor musunuz diye sordular. Efendim, bu pazar nöbetçiyim dedim. O hâlde, Abdülhakîm'le geliyorum dedi. Çubuklunun üst katı denize karşı, manzarası güzel, hemen oraya masalar, sandalyeler kuruldu, Mübârekleri bekliyoruz. Abdülhakîm abi ile geldiler. Çay pasta ikramından sonra, dinlenirlerken buyurdular ki; efendim vaktimiz boşa geçmesin. Çantasından İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin hayâtını anlatan kitâb çıkarıp okumaya başladılar.
 
Mübâreklerle Serhend'e gitdiğimizde, orada çok kimsenin oturup tesbîh çektiğini gördük. Bunlar niçin böyle oturuyorlar, gidip, tarlalarında, dükkânlarında çalışmıyorlar. Ben böyle boş duramam, buyurdular.

Kuleli'ye 1952'de Mübârekler ta'yîn oldu. 1953'de biz geldik. Kimyâ dersimize Mübârekler geldi, "Numaran kaç ?" dediler. "1034" dedim. "1034 İmâm-ı Rabbânî Hazretleri'nin vefat etdiği yıldır." buyurdular. Nemâzı kılmaya câmiye giderdim. Mübârekler beni câmi'de görmüşler. İsmail Silleli'ye "Allah rahmet eylesin"; "falan sınıfdan Enver'i, falan sınıfdan Zeki'yi al getir." buyurmuşlar. Nasıl ki Mübârekler'i Efendi Hazretler'i kendisi da'vet etmişler, bizi de Mübârekler kendisi da'vet etdiler. Eve gitdik, içeri girdik. Öyle bir gitdik ki hâlâ evdeyiz. Cennetden çıkılır mı hiç.
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:127
Dün:335
Bu Ay:2,910
Toplam:14,211,192
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842