Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2415

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder. O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir.

Enver abiler buyurdular ki;
 
Mehmed Ma'sûm "kuddise sirruh" hazretleri buyuruyor ki; Açlık, uzlet, uykusuzluk gibi nefse zulüm olan şeyler, insanları bir manevi âleme doğru götürür. Bu insanın imanı varsa, bu insan mümin ise, bu hâl ikiye ayrılır. Ya ârif olur, marifet ehli olur veya keramet ehli olur. Eğer mümin değilse, bid'at ehli veya dinsiz ise, onların da üstün halleri, cila sürülmüş bir tahtanın parlatılması gibidir. Cila sürülmüş tahtaya bakan kendini görür ama ateşe atılınca yanar. Çünki iman nurdur, bu cila küfürdür. Müminde ise bu, ayna gibidir. Mü'min olmayanda formika gibidir, cilalanmış ama keramet gibi görülen bazı şeylerin hepsi zuhur eder. Marifet ehlinin uğraşma sahası, konuşma sahası yalnız ahiretdir, Allah'tır. Hiç O'ndan başka birşeyle uğraşmaz. Keramet ehlininki ise hem hâlık, hem mahluk. Ama ne olursa olsun yine mahlukla uğraştığı için kibir olabilir. Çünki kerametlerini görüyorlar, uçuyor, gidiyor, geliyor. Bunların hepsi, tamamı harikadır yani fevkaladelikdir, buyuruyor. Peki, marifet ehli ile, harika ehli arasındaki fark nedir? Halık ile mahluk kadardır buyuruyor. Peki nasıl belli olur? Buyuruyor ki; Marifet ehli, yalnız ve yalnız, karşısındaki insanın salih olup olmamasıyla ilgilenir, insanlarla sadece bu kadar ilgilenir, onun tek derdi Allahü teâlâdır, ahirettir, peygamberdir. Onlar hiç insanların halleri ile, paralarıyla ilgilenmezler. O'nlar insanların, ehli nar mı, ehli Cennet mi olduklarını firasetleriyle anlarlar.

Eğer diyor, bid'at ehli yahut büyüklerin hallerinden anlatırlarsa, büyüklerin sözlerinden bahsederlerse bunları marifet ehli zannedersiniz. Çünkü hep onlardan bahsediyor, onlardan anlatıyor. Bu, çöpçünün eline düşen elmas gibidir diyor. Bu elmas çöpçüye birşey kazandırmaz. Çünki, din zahirdir, mutlaka islamiyete uymak şarttır. Dine uymayan tek hareketi varsa, onun dinden bahsetmesi, onun hallerden bahsetmesi, tamamen hırsızın, uğursuzun, kumarcının yahut da çöpçünün elindeki elması anlatmasına benzer ki, bu elmas ona bir şey kazandırmaz. Çünki elmas, müminin elinde elmastır, diyor. Bu bir, ikincisi, eğer diyor bir mü'min, bu çok mühim, mübareklerin sohbetinde geçiyor, bir mümin bir harama mübtela olmuşsa, haramla uğraşıyorsa, içki içiyor, kumar oynuyor veyahut da ne bileyim şunu yapıyor, bunu yapıyor, harama, günaha dikkat etmiyorsa, bu işlediği haram, bu buhar olur insan vücudunda. Dağılır her tarafa. Büyüklerden, kitaplardan neyse aldığı feyzi, bir miktar kalabilir hemen gider, diyor. Yani o buhar, sidreden içeri, kalbe girmez diyor. Dolayısıyla, o kalbe o feyzin girmesi için o buharın, o bulutun olmaması lazım. İşte ahir zamanda insanların haramdan sakınması çok ama çok zor olduğu için sohbeti dinler, kapıdan çıkınca herşey biter. Burası hazır lokma. Allah Allah! Burda boşuna anlatmıyoruz ya.

- Ali anladın mı?

Enver abiler, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.

Fî emanillah
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:220
Dün:355
Bu Ay:2,291
Toplam:14,210,573
Online Ziyaretçiler:49
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842