Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2472

Enver abiler buyurdular ki;
 
Bir tekke varmış. Tekkenin de çok sâdık bir kedisi varmış. Birgün kocaman bir kazan koymuşlar, süt kaynatıyorlar. Kazan fokur fokur kaynıyor. Kedi de bu süt kaynamasın der gibi oradan oraya zıplıyor. Allah Allah, bu kedi hasta mı diyorlar. Kedi bir oraya fırlıyor bağırıyor, bir buraya fırlıyor bağırıyor. Fakat derdini hiç anlayan yok. Ama çok feryat ediyor. En son bakıyor ki derdini anlayan yok, pat diye kendini kazanın içine atıyor ve orada ölüyor. Onlar da bu kedi niye böyle yaptı diyorlar ve artık leş oldu diye kazanı hemen indiriyorlar. Bir de bakıyorlar ki, içeride kocaman bir yılan gebermiş, zehrini de akıtmış. Yani içen ölecek. Kedinin feryadı ben bu evden ekmek yedim, ben bu evden iyilik gördüm, ben öleyim bunlar ölmesin diyeymiş. Fedakârlık varsa, vefakârlık vardır. Fedakârlık yoksa vefa yoktur. Biz Mübareklerden çok şey gördük, çok şey duyduk; ama iki tanesini ölsek unutamayız ve yapamayız. Onların biri vefa idi. Onlar bir zerre iyilik görseler, ölünceye kadar o iyiliği unutmazlar ve onu hep yâd ederler ve tekrar ederlerdi. Biz çabuk unutuyoruz. Halbuki dinimizi, imanımızı her şeyimizi onlara borçluyuz. Dolayısıyla, onların hakkını hiçbir zaman ödeyemeyiz. Hakları çok. Onlar da buyuruyorlar ki; Benim hakkımı ödemek için üç şey yapın. Okuyun, okutun, iyi geçinin. Bütün şartları da bu.
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:145
Dün:307
Bu Ay:3,235
Toplam:14,211,517
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842