Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2535

Şâh-ı Nakşibend "kuddise sirruh" hazretleri oturuyorlar, bir talebesi geliyor. Talebesine, çık git buradan, sana kalbim kırık diyor. Tevbe... Şâh-ı Nakşibend hazretleri bu, şaka değil. Afv edin efendim, özür dilerim. Yok diyor, mümkün değil. Sen filan yerde bir müsliman ile münâkaşa etdin, onun kalbini kırdın, Kâ'beyi yıkmakdan büyük günâha girdin, Rabbim onu bize bildirdi. Dolayısıyla bu kadar suçlu, bu kadar günâhkâr, bu kadar kabâhatli bir insanın aramıza girmesi mümkün değil. Git, bul hellallaş sonra gel. Peki efendim diyor. Koşa koşa gidiyor, arıyor tarıyor buluyor, aman arkadaş diyor elini ayağını öpeyim bana hakkını helal et. Niye diyor? Bırak şimdi karıştırma niye. Sarılıyor, elini öpüyor birşeyler yapıyor falan, temâm diyor kardeşim hakkımı helal etdim, hadi güle güle. Şâh-ı Nakşibend hazretlerine geliyor. Şâh-ı Nakşibend hazretleri başlıyor gülmeğe, gel bakalım diyor. Efendim hellallaşdım. Otur şimdi dinle. Kalb kıran günâhkâr bir kulun burada yeri yokdur. Günâhın büyüklüğüne bakın. Maâzallah Mehmet Ma'sûm hazretlerinin, Mübâreklerin, büyüklerimizin hepsinin bize emirleri münâkaşa harâm. Haklı da olsan harâm haksız olsan harâm. Peki de yâhû ne gayb edersin? Ama unutma ki haklı olduğu halde din kardeşinin kalbi kırılmasın diye, münâkaşa uzamasın diye sen haklısın, kim derse, cenâb-ı Peygamber "aleyhissalâtü vesselâm" buyuruyor ki; Onun Cennete gireceğine ben kefîlim. Kaçar mı bu?
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:101
Dün:707
Bu Ay:15,493
Toplam:14,248,502
Online Ziyaretçiler:56
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842