Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Yalnız yürür, yalnız ölür

Eshâb-ı kirâmdan, Ebû Zer-i Gıfârî "radıyallahü anh" hazretleri anlatır:

"Resûlullah Tebük seferine çıktığı sırada, benim gayet zayıf ve yürümez bir devem vardı. "Birkaç gün devemi besleyeyim de, sonra gidip Resûlullaha yetişirim." dedim. Devemi birkaç gün yemle besledim. Sonra yola çıktım. Bir yere kadar varınca devem çöktü kaldı ve yerinden kalkamadı. Bunun üzerine eşyalarımı sırtıma alıp, şiddetli sıcak altında Tebük yolunu tuttum. Benim karaltım uzaktan görününce, Eshâb-ı kirâm, "Yâ Resûlallah! Tek başına yaya bir şahıs geliyor." demişler. Resûlullah da, "Umarım ki, o gelen Ebû Zer-i Gıfârî'dir" buyurmuş. Ben yanlarına yaklaşınca, Eshâb-ı kirâm, "Vallahi Ebû Zer-i Gıfârî'dir." dediler. Resûlullahın huzuruna vardım. Yerinden doğrulup, "Merhaba yâ Ebâ Zer! Rahatlık ve sevinç Ebû Zer'in olsun ki, yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız diriltilir." buyurdu."

Nitekim Ebû Zer-i Gıfârî hazretleri ıssız bir yer olan Rebze'de yerleşti. Resûlullahın buyurduğu gibi, orada yalnız yaşadı ve yalnız vefât etti.

İbni Mesûd hazretleri şöyle buyurmuştur:
Ebû Zer-i Gıfârî'yi Rebze'de yalnız bir hâlde, vefât etmiş buldum. "Resûlullahın söylediği gerçekleşti." dedim.

Müstaksa hazretleri de şöyle buyurmuştur:
"Rebze'de Ebû Zer-i Gıfârî'nin kabrini ziyaret ettim. Onun kabrinde diğer sahabînin kabrinde bulamadığım bir tesir buldum. Kabrinin yanında namaz kıldım. Başımı secdeye koyunca, kabrinin toprağından burnuma misk kokuları geliyordu."

Türkiye Takvimi
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:236
Dün:452
Bu Ay:688
Toplam:14,270,651
Online Ziyaretçiler:39
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842