Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

İlmi ancak ehline vermek lazımdır

Feridüddin-i Attar "rahmetullahi aleyh" hazretleri anlatır:
 
Vaktiyle bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini, icazet vermeden evvel imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip: "Oğlum" der "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir. Talebe, elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu alır mısınız?" diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der. Talebe teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider. Semerci şöyle bir bakar, "Bu, benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm." der. Talebe en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. "Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?" Buna kaç lira istiyorsun?" der. Talebe sorar: "Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm." Talebe, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: " Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim." Talebe emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Şeyhinin yanına dönen talebe büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır. Şeyh sorar: "Bundan ne anladın?" Talebenin verdiği cevap çok doğrudur: "Bir şey ne olursa olsun ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir. Bu yüzden ilmi, ancak ehline vermek, ehlini bulunca sohbet etmek lazımdır."
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:8
Dün:308
Bu Ay:7,132
Toplam:14,196,110
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842