Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Benim sahibim senin gibi böyle öfkelenmez

Vaktiyle bütün gününü Cenâb-ı Hakka ibâdet ile geçiren birisi, zamanın hükümdarına methedilmişti. Onunla sohbet arkadaşı olması tavsiye edilmişti. Hükümdar, methini işittiği o Allah dostunu sarayına çağırtarak kendisiyle sohbet arkadaşı olmasını ricâ etti. Bu zât hükümdara şöyle cevap verdi: "Ey hükümdar, bu isteğin güzel! Ancak olur ya, yanlış bir iş yapsam beni affeder misin? Yoksa hemen cezâlandırır mısın?"
"Ne gibi bir yanlışın olabilir?"
"Meselâ bir gün sarayına geldiğinde beni istemediğin bir işi yaparken görsen ne yaparsın?" Onun bu sözüne şiddetle öfkelenen hükümdar:
"Bana böyle şeyler söylemeğe nasıl cüret edersin?" diye bağırdı.
 
Bunun üzerine o zât da şöyle dedi: "Benim kerîm bir Rabbim var. O derece kerîm, o derece cömert ki, aynı bir günde bende yetmiş günâh birden görse, benim sahibim yine de öfkelenmez, beni kapısından kovmaz, ni'metinden mahrûm etmez. Böyle bir durumda ben O'nun kapısından nasıl ayrılayım da, henüz bir suç bile işlememişken bana öfkelenen birisinin kapısına geleyim? Ben henüz bir suç işlemeden bana böyle kızan birisi acaba suç işlemiş olduğum zaman ne yapar? Cenab-ı Hak, kullarını kendisine isyan ettiği zaman hemen günah yazmaz, onun tevbe etmesini pişman olmasını bekler. İnsan bir günâh işlediği vakit, sol omuzdaki meleğin âmiri durumundaki sevâbları yazan melek diğerine, "Bekle belki tevbe eder" diyerek günâhı hemen yazdırmaz. Cenâb-ı Hak çok merhametli olduğu için çeşitli vesîlelerle kişinin günâhını affeder. Yeter ki insan geç de olsa hatâsını anlayıp pişman olsun. Allahü teâlâ Bekara sûresinde, "Şüphesiz ki Allah, hem çok tevbe edenleri, hem de kötü alışkanlıklardan ve kötü ahlâktan temizlenenleri sever" buyurmaktadır".
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:56
Dün:312
Bu Ay:6,216
Toplam:14,195,194
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842