Allahü teâlâya tevekkül eden

İmam-ı Şâtıbî "rahmetullahi aleyh" hazretleri anlatır:
Mağrib'de bir evliyadan bir zatın huzuruna şehrin en zenginlerinden biri geldi ve:
"Ben hacca gitmek istiyorum. Bunun için üçyüz altın ayırdım. Acaba bu para rahatlıkla hacca gidip gelmem için kâfî gelir mi?"
 
Mübarek zat:
"Hayır, kâfî gelmez" buyurdu. Bunun üzerine, adam:
"Peki öyleyse, biraz daha altın ayırayım" dedi.
 
Adam gittikten biraz sonra fakir bir derviş geldi:
"Allahü teâlâ nasib ederse hacca gitmek istiyorum. Ne buyurursunuz?" dedi.
 
O zat:
"Yolun açık olsun. Bizden de selâm götür; dua et" dedi, sonra da kucaklaşıp vedalaştılar.
 
Talebelerinden biri mübarek zata:
"Efendim, tüccar geldiğinde, 'Hac için üçyüz altın yetmez' dediniz. Bu dervişin ise belki bir altını bile yok. Ama ona yolun açık olsun dediniz"
 
Mübarek zat şu cevabı verdi:
"Çünkü tüccar, parasına güveniyordu. Üçyüz altının başına ne geleceğini, yetip yetmeyeceğini bilemem. Ama derviş, 'Allahü teâlâ nasib ederse' diyerek yola koyulmuş. Allahü teâlâya tevekkül ettiği için yolda kalmaz."