Teşekkürler ederiz efendim

Binlerce teşekkürler ederiz efendim.
 
Babamın vefatı dolayısı ile tazileyelerini ve dualarını bildiren büyüklerimize,
Hastalığında, vefatında ve cenazesinde hizmet ederek yükümüzü hafifleten dost ve sevenlerine,
Cenaze namazı ve defin sırasında ve sonrasında, bizzat gelerek veya telefon, mesaj ve mail ile taziyelerini bildirip, acımızı paylaşan çok kıymetli ahbap, dost ve yârânımıza, (bilhassa cenaze namazını kıldırmakla bizleri çok sevindiren Said Arvas abimize)
Arkasından Kur'an-ı kerim, kelime-i tevhid, hatimler ve dualar okuyup bildiren sevenlerine, binlerce- milyonlarca teşekkürlerimizi arz ederiz efendim.
 
Babam Allahü tealanın sevgili kullarını çok sevdiği için, insanlar da onu sevmişler ki, pek kalabalık bir cenaze namazı vardı, binlerce pek kıymetli insan, namazdan sonra hemen ayrılmayıp, defin bitene kadar da kabrden ayrılmadılar.
Etrafında Muammer dede olarak tanınan babamı, mübarek hocamız Hüseyin Hilmi Işık efendi hazretleri ve Enver abimiz çok severlerdi. Hocamız son senelerinde Sarıyer'deki evlerinden pek çıkmadılar, Cuma namazlarını da gelen misafirleriyle beraber kılarlardı. Babamı da her Cuma orada görmek isterlerdi. Babam orada bulunamayacak olsa, bugün Muammer bey yok mu diyerek üzüntülerini ifade ederlerdi, onun için babam da her Cuma huzurlarında bulunmayı âdet edinmişti. Biz de bazan tufeylî olarak beraber giderdik. Bir Cuma gün Sarıyer'den ayrılırken, hocamız babama buyurdular ki; "Seni ve evlatlarını Allahü teala bize bağışlasın". Enver abimiz de Muammer dedeyi çok severdi; "Muammer dede, saf ve temizdir" buyururdu.
1979 senesindeki Ramezan-ı şerif ayında, Hocamız ve Enver abiler, ailece babamın evine iftar için gelmişlerdi. Akşam namazında beni imam yaptılar ve kendi tesbihlerini de bana vermişlerdi. Sonra ceplerinde ne varsa hepsini orada bulunanlara hediye olarak verdiler. Sıra babama gelince, hocamız buyurdular ki; "Muammer beye de sevgimizi verdik". Bir büyük zâtın, seni sevdim demesi çok büyük bir nimetdir. Eskiden bu söze kavuşmak için tekkelerde senelerce uğraşılırmış. Bir büyük zâtın bir insanı sevmesi, kabul etmesi, Peygamber efendimizin de sevmesi ve kabul etmesidir buyuruluyor.
Peki Muammer dede ne yaptı da büyüklerin, Allah adamlarının kalbine girdi!.. Mühim özellikleri neydi?...
Evvela akla gelen şudur ki; babam Hocamızı ve Enver abiyi katışıksız severdi. Ne derlerse acaba'sız kabul ederdi. Hiçbir zaman bu da şöyle olmalıydı veya şöyle olsa olmaz mıydı şeklinde yorum yapmadan, Hocamızın veya Enver abimizin her sözüne tam inanır ve kabul ederdi. Hocamızı ve Enver abiyi seven herkesi çok sever, onları sevmeyeni sevmezdi.
İkinci hususiyet olarak; hiçbir zaman ard niyetli olmadı, kalbindeki neyse dilinde o oldu, herkese iyilik etmeğe çalıştı, bilerek hiç kimseye kötülük düşünmedi.. çok safdı. Üçüncü olarak da; anne duası çok aldı, annesi vefat edene kadar hiç üzmedi.
Enver abim de anne duası üzerinde çok dururlardı. Hatta birgün Hocamızdan anlatırlarken Enver abim buyurmuştu ki; "Hocamız buyurdu ki: bir arkadaşınız benden dua istemiş, ben ona dua etsem kabul olmaz, çünki o annesini üzüyormuş. Envere dua etsem kabul olur, çünki o annesini hiç üzmedi".
 
İşte, Muammer dede, ömrünün tam ortasında büyükleri tanıyınca, doğup büyüdüğü memleketinde evini- tarlasını, herşeyini satıp, sevdiği büyüklerin yakınına geldi. Hocamızın evine yakın bir yerde de bir müddet halıcılık ile iştigal etdi. Hocamız sabah eczaneye giderken, halı mağazasının önünden geçerlerdi, pekçok arkadaşımız da hocamızı görebilmek için oraya gelip beklerlerdi. Hocamız geçerken arabanın camını açar selam verir, el sallayıp giderlerdi. Birkaç gündür pekçok arkadaşımız, "biz hocamızı ilk defa Muammer dedenin halı mağazasında gördük, bize çok iyiliği dokundu" diyorlar.
 
Velhasıl, babam hocamızın en yaşlı talebesi idi. Ve ne tesadüf ki, hocamız ile aynı yaşa gelince vefat etti. Son zamanlar alzheimer hastası olduğu, hiç kimseyi tanımadığı, hatta son birkaç ay pek konuşamadığı halde, her an kelime-i tevhid dilinden düşmedi. Beş gün yoğun bakımda, bazan şuur kapalı iken dahi sık sık kelime-i tevhid söyledi.
Muammer dede 91 yıl, dolu bir ömür geçirdi. Allahü tealanın dinine, Ehl-i sünnet itikadına hizmet ederek, Ehl-i sünneti anlatan kitapların yayılması için uğraşarak, insanların ahiretde cehennem ateşinde yanmamaları için gayret ederek yaşadı.
Mübarek hocamızın, "Hem kendisi mücahid, hem mücahidler babası" iltifatına mazhar oldu.
 
"İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli", "kim olduğun değil, kiminle olduğun önemli" buyuruluyor. Muammer dede, seveceği kimseleri iyi seçmiş ve onlarla vakit geçirmiş. "Dünyada kimi severseniz, ahiretde onun yanında olursunuz" buyuruluyor. Muammer dede dünyada iken, son nefesine kadar Hocamızı ve Enver abimizi çok severdi, inşallah şimdi Onlarla beraber olduğuna inanıyoruz efendim.
 
Hazret-i Ömer radıyallahü anh ömreye giderken, Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, "Yâ Ömer bana da dua et" buyurunca, hazret-i Ömer radıyallahü anh, şaşırarak, Ya Resulallah, sizin de duaya ihtiyacınız var mı, der gibi bakınca, Resulullah efendimiz; "Sen dua et de, faydası edene mi, edilene mi olduğunu sonra anlarsın" buyurmuş.
 
Muammer dede, kabrinde ilk günlerini geçirirken sevdiklerinden ve sevenlerinden dua beklemektedir.
Huzurpınarı ailesine tekrar teşekkürlerimizi arz ederiz efendim.
 
Ailesi adına
Ali Zeki Osmanağaoğlu