Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Namazı kazâya bırakmak

  • Whatsapp'de paylaş
Özürlü ve özürsüz olarak namazı terk edenin, bunun farzını kazâ etmesi lâzımdır. Hanefî mezhebinin âlimleri, söz birliği ile buyuruyorlar:
"Sünnet namazların, yalnız vaktinde kılınmaları emrolundu. Vaktinde kılınmayan sünnet namazlar, insanın üzerinde borç kalmaz. Bunun için, vaktinden sonra kazâ edilmeleri emrolunmadı. Sabah namazının sünneti vâcibe yakın olduğundan, o gün öğleden önce farzı ile kazâ edilir."
Hanefî mezhebinde, bir farz namazı özürsüz kazâya bırakmak büyük günahtır. Bu büyük günah, kazâ kılacak kadar zaman, geçince, bir misli artar. Kazâya kalan bir namazın ilk kazâsı kılınınca, bu namazın kazâlarını geciktirmek günahlarının hepsi affolur. Bunun için, kazâyı bir an evvel kılarak, kazâ borcunu bitirmek lâzımdır.

Bir büyük günahı affettirmek için tevbe etmek lâzımdır. Tevbenin sahîh olması için dört şart vardır. Bunlar, pişman olup, günaha devam etmemek, bir daha yapmamaya karar vermek, affolması için duâ ve istigfâr etmek, Allah ve kul haklarını ödemektir. Bu dört şarttan biri yapılmazsa, günah affolmaz. Namaz kılmak, insanın Allahü teâlâya olan borcudur. Bir farzı vaktinde kılmamak, bu hakkı ve namazda Müslümanlara yapılan duâ hakkını ödememek oluyor. Bunu kazâ edinceye kadar nâfile namazları, sünnetleri kabul olmuyor. Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri, buyuruyor ki:
"Kazâ borcu olanın sünnet kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Kazâ borcu varken sünnet kılan kimse, sultan davet ettiği hâlde, gitmeyip, onun hizmetçisi ile vakit geçiren kimse gibidir. Mümin, bir tüccara benzer. Farzlar, onun sermâyesi, nâfileler de kazancıdır. Sermâye kurtarılmadıkça, kazanç olamaz."
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:363
Dün:496
Bu Ay:9,078
Toplam:14,366,280
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842