Allah için vermek

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Sadece Allah yolunda harcanan mal, kendi malımız olur. Verdiğimiz mal bizim, aldığımız bizim değildir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Ya Âişe, kurbanın etini ne yaptın?

- Ya Resulallah, hepsini dağıttım, sadece iki kürek bize kaldı.

- Ya Âişe, demek ki, iki kürek hariç hepsi bize kaldı.

Hocasını çok seven zengin bir tüccar talebe, muhtaçlara yardım etmenin daha tam şuurunda değilmiş. Mürşid-i kâmil olan hocası ona acıyıp, bu durumdan kurtulması için der ki:
- Hayatımda çok cimri gördüm, ama senin gibisini görmedim.

Talebe şaşırır, rengi sararıp solar:
- Ne yaptım efendim?

- Bak, yüce Allah seni ne güzel yaratmış. Senin gibi binlerce insan şu an hastanelerde, acı içindedir. Sen, ne hastanedesin, ne de hapishanedesin. Gözün, kulağın, her uzvun yerli yerinde. Bunları sana kim verdi?

- Elbette Allahü teâlâ verdi efendim.

- Peki, seni yoktan var eden, her an seni varlıkta durduran, iman veren, büyükleri tanıtan, daha çeşitli nimetler ihsan eden Allahü teâlâya ne verdin?

- Allahü teâlâya ne verilir ki efendim?

- Rabbimiz âhirette, bir kula, (Ben açtım, bana ekmek vermedin, beni doyurmadın?) buyuracak. Kul, (Yâ Rabbi seni nasıl doyurabilirim?) diyecek,(Fakirleri doyursaydın, beni doyurmuş olacaktın yani rızamı kazanacaktın.) Yine (Ben hastaydım, beni ziyaret etmedin) buyuracak.(Yâ Rabbi seni nasıl ziyaret edebilirim) denince de, (Hasta kullarımı ziyaret etseydin, benim rızamı orada bulacaktın) buyuracak. Sen onun kullarına bir şey vermezsen, âhirete nasıl gideceksin, onun huzuruna ne yüzle çıkacaksın? O sana her şeyi verdi, sen ise, bütün bu lütuflarına karşı elini sıkıyor, Allah’a vermemekte ısrarlısın. İnsanların bid’at ve küfür içinde yüzdükleri bir zamanda, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından kaç tane alıp dağıttın veya dağıtılmasına sebep oldun?

- Efendim mesele anlaşılmıştır.

Talebe, eline geçenleri Allah yolunda harcar, hocasının yanına geldiğinde, boş ceplerini gösterir, (Hepsini verdim efendim) der.

Mal sevgisi ve cimrilik 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Mal sevgisi ve cimriliğin zararı çok olur. Asıl maksattan uzaklaştırır, sıkıntıya düşürür. Bu hastalıktan kurtulmak, ancak çok sevdiği şeyleri muhtaçlara vermeye, kendini alıştırmakla mümkün olur.

Tarlaya tohumu burada ekmeli. Cimri tüccar değil, akıllı tüccar olmalı. Âhiret için kendisi yapmayıp, geride kalanlara, (Ben ölünce şunları yapın) dememeli. Ne yapabilecekse, hayattayken bizzat kendisi yapmalı.

Verme huyu bozulmasın diye, isteyeni boş çevirmemeli. Eğer isteyenin ihtiyacı yoksa, ona ateş olur. Bunu, alan düşünsün! Vermeyi âdet hâline getirmeli, maddî ve manevî yardımda bulunmalı. Verecek bir şeyi yoksa, hiç olmazsa ekmek vermeli.

Allahü teâlânın rızası için bir fakire bir parça ekmek vermeyip de, nefsin isteklerini tatmin etmek için gösterişli ziyafetler hazırlamak, Cehennemlik olmanın alametidir. Cennetlik olmanın alameti ise vermektir, verecek bir şeyi olmasa da vermeyi sevmektir. Vermek için gayret göstermektir. Cimri, varlıkta da, darlıkta da, yalnız kendisini düşünür, başkasını düşünmez. 

Çok cimri ve çok zengin bir tüccar, ölüm hastalığında oğluna, (Oğlum, hayatımı biliyorsun. Yemedim yedirmedim, giymedim giydirmedim, hep para biriktirdim. Şu bir çift çorap, bana çok uğur getirdi, bakarsın orada da işim rast gider, ben ölünce, bunları ayağıma giydir! Eğer hoca giydirmezse, şu mektubu ver, açıp orada okuyun) der.

Zengin tüccar ölünce oğlu, (Hocam, babamın vasiyeti var, şu çorapları giydirin!) der. Hoca, dinini iyi bildiği için, (Dine aykırı böyle vasiyet geçerli olmaz, ölüye kefenden başka bir şey giydirilmez) der. Sonra mektubu açıp okurlar: 

“Oğlum görüyorsun ki, malım, servetim pek çoktu, ama eski çoraplarımı bile âhirete götürmeme izin vermediler. Unutma ki, benim âkıbetim seni de bekliyor. Çok zengin olsan da, çorapsız ayrılacağın bu dünyaya meyletmeyesin! Bu mal, Allahü teâlânın rızasına uygun kullanılmazsa zehirdir. Onun rızasına uygun kazanılan ve harcanan mal, dünyalık değildir. Yapmadığını söylemek tuhaftır, ama sen böyle olma! Vermeye alış! Ben bildiğim halde veremedim, cimrilik hücrelerime işlemiş. Ben yapamadım, sen yap! Ben yediremedim, sen yedir! Ben dağıtamadım, sen dağıt! Yoksa sen de sonunda benim gibi pişman olursun.”