Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem - Seni Kim Kurtarır

Peygamber Efendimiz yine günün birinde,
Yalnızca yatıyordu bir ağacın dibinde.
 
O ara müşriklerden Da'sur adında biri,
Baktı, tenha yerdedir Allah'ın Peygamberi.
 
Bu müşrik, çok kuvvetli bir pehlivandı yine.
Geldi ses çıkarmadan o ağacın dibine.
 
Sonra da kılıcını, çekip hemen belinden,
Dedi ki: (Kim kurtarır seni benim elimden?)
 
Peygamber Efendimiz, soğukkanlı bir tavır,
Alarak, buyurdu ki: (Beni,Rabbim kurtarır.)
 
O esnada Cebrail görünüp birdenbire,
O müşrikin göğsüne vurarak yıktı yere.
 
Elindeki kılıç da, yere düştü fırlayıp.
Peygamber Efendimiz, kılıcı yerden alıp,
 
Müşrikin boğazına dayadı sonra birden.
Buyurdu: (Kim kurtarır seni benim elimden?)
 
O, yalvaran gözlerle bakıp Resulullaha,
Dedi ki: (Senden başka bir kimse yoktur daha.)
 
Peygamber Efendimiz, merhamet etti yine.
Buyurdu ki: (Serbestsin, haydi kalk, git evine!)
 
Müşrik, bu merhameti görüp çok duygulandı.
Peygamber olduğuna pek yakinen inandı.
 
Kelime-i şehadet getirip sonra hemen,
İmanla şereflenip, oldu sahabilerden.
 
Ve yine iki müşrik, Amir ve Erbed diye,
Vardı ki, bunlar birgün geldiler Medine'ye.
 
Gayeleri, Resulü öldürmekti ki hemen,
Plan hazırladılar bunun için evvelden.
 
Amir, Resulullah'ın önüne gelecekti.
Ve iman ettiğini Ona söyleyecekti.
 
O esnada Erbed de, arkadan gelip hemen,
Yaklaşıp, kılıcını vuracaktı aniden.
 
Nihayet Amir geldi, önden tevazu ile.
Müslüman olduğunu arz eyledi Resule.
 
Erbed de, arkasından yaklaştı o Server'in.
Bir türlü kılıcını vuramıyordu lakin.
 
Amir, ona gözüyle işaret ediyordu.
(Haydi, ne duruyorsun, vur!) demek istiyordu.
 
Resulullah anlayıp, buyurdu ki o zaman:
(Korudu Rabbim beni, sizin zararınızdan.)
 
Oradan ayrılıp da geri geldiklerinde,
Amir, arkadaşına sordu merak içinde.
 
Dedi: (Ne konuşmuştuk, sen sözünde durmadın.
Niçin ben konuşurken, sen kılıçla vurmadın?)
 
Dedi ki: (Ne yapayım, ben kılıcı, kaç kere,
Vurmak istedimse de, sen girdin ara yere.
 
Seni, Onun yerinde görüyordum her sefer.
Seni öldürecektim vurmuş olsaydım eğer.)