İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) Ef’al-i mükellefin

Cenab-ı Hak bizlere, herşeyden daha evvel,
Doğru iman, itikat nasib etsin mükemmel.
 
Sevgili Habibine uymayı etsin ihsan.
Zira Ona uymakla, şeref bulur her insan.
 
Çünkü cenab-ı Allah, Ona tâbi olmayı,
Çok sever her bir işte, yalnız Ona uymayı.
 
Hatta Ona uymanın, ufak bir zerresi hem,
Üstündür ahiret ve dünya lezzetlerinden.
 
Lazım ve zaruridir herkese iman etmek.
Zira bu, Rabbimizin emridir bize tek tek.
 
İman eden bir kimse, yapar bütün farzları.
Ve terk eder bilcümle haram ve günahları.
 
Resul'e iman etmek, kime olsa müyesser,
Onu, mal ve canından daha çok fazla sever.
 
Onun bu sevgisinin, şudur ki işareti,
Her mekruhtan kaçınır ve yapar her sünneti.
 
Ona, mubahlarda da, ne kadar uysa insan,
Olur o, o derece kâmil, olgun müslüman.
 
Resulullah her ne ki beyan eylemişlerdir,
Beğenip, kalben kabul etmeye (iman) denir.
 
Onun bir tek sözüne bile inanmamaya,
Veya doğruluğunda biraz duraklamaya,
 
Yani şüphe etmeye, (küfür) adı verilir.
Böylece inanmayan kimseye (kâfir) denir.
 
Allahü teâlânın, Kur’an-ı kerim’inde,
Emrettiği şeylere, (farz) denilir bu dinde.
 
Ve Kur'anda açıkça, her ne ki men edilir,
Bu şeylerin hepsine, bu dinde (haram) denir.
 
Allahü teâlânın açık bildirmediği,
Yalnız Resulullahın övdüğü, methettiği,
 
Veyahut devam üzre, ne amel etti ise,
Yahut da yapılırken, görüp men etmediyse,
 
Bu şeylerin hepsine, (sünnet) adı verilir.
Sünneti beğenmemek, küfür alametidir.
 
Beğenip de yapmamak, bir suç değil ise de,
O sünnet sevabından mahrum olur o kimse.
 
Onun beğenmediği şeylere (mekruh) denir.
Bunlar, ibadetlerin sevabını giderir.
 
Yapılması emir de, yasak da edilmeyen,
Şeylerin tamamına, (mubah) denir kâmilen.
 
Bu emir ve yasaklar, her ne ki dinde vardır,
(Ef'al-i mükellefin) diye adlandırılır.
 
İmanı ve farzları, haramları öğrenmek,
Farzdır her müslümana mükellef kadın, erkek.
 
İslamın şartı beştir, ilki iman etmektir.
Sonra, namaz ve oruç, hac ve zekat vermektir.
 
Bir kimse, iman edip, bu dört farzı yaparsa,
O kişi müslim veya müslümandır hülasa.
 
Bunlardan bir tanesi bozuk olursa şayet,
O müslümanlık dahi bozuk olur nihayet.
 
Dördünü de yapmayan, mümin olsa da, fakat,
Onun müslümanlığı, olur çürük ve sakat.
 
Böyle iman, insanı dünyada korursa da,
Fakat imanla ölmek, çok zor olur son anda.