İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) BU ÖMÜR, FIRSATTIR

"İmâm-ı Rabbânî" ki, velîler incisiydi.
İkinci bin yılın yenileyicisiydi.
 
Bir mü'mine, mektupda buyurdu: (Aman, sakın!
İyi bil kıymetini bu "gençlik zamanı"nın.
 
Bu vakti, oyun ile ve fuzûlî şeylerle,
Geçirme ki, sonunda hiçbir şey geçmez ele.
 
Ceviz, kozalak gibi, fâidesiz şeylerin,
Arkasında koşmakla, geçerse bu gençliğin,
 
Sonunda pişmân olup, "Âh" edersin elbette.
Ve çetin azaplara düşersin âhiret'te.
 
Kıyâmette, azaptan kurtulabilmek için,
Bu dînin sâhibine ittibâ etmelisin.
 
Geçici lezzetlere, çabuk biten zevklere,
Aldanma ki, bu şeyler geçirmez bir şey ele.
 
Ömrünü, fâidesiz şeyler ile geçirmek,
Akıllı olanlara yakışan şey değil pek.
 
Şaşılacak tarafı şudur ki asıl işin,
"Güzel" görünmektedir gözlerine bu "Çirkin".
 
Bütün vakitlerini, "Dünyâ" için harcamak,
Sırf ahmak olanların işidir hemen ancak.
 
Bu ömür fırsatının, bilerek kıymetini,
"Allaha kulluk" ile geçirmeli vaktini.
 
Asıl iş, Sâhibine itâat eylemektir.
Habercinin görevi, ancak haber vermektir.
 
İnsanların yaptığı, boş dedikodulara,
Aldırıp da, kendini sakın üzme onlara.
 
Halkın "Kötü" bildiği bir kimse, "İyi" ise,
Çok büyük seâdettir, sevinmeli o kimse.
 
Fakat aksi olursa, bu, çok tehlikelidir.
Halkın övmelerine, kulak vermemelidir.)
 
Başkasına, mektupta buyurdu ki: (Evlâdım!
Bize gönderdiğiniz mektûbu bugün aldım.
 
Bu dünyâ işlerinin bozukluğu, hiç size,
Sebep olmamalıdır aslâ üzülmenize.
 
Zîrâ dünyâ işleri, hiç üzülmeye değmez.
Çünkü Allah, "Dünyâ"ya bir zerre değer vermez.
 
Dünyâ'da olan her şey, geçecek, yok olacak.
Gönlünü bu fânîye, "Ahmaklar" bağlar ancak.
 
Allahü teâlânın beğendiği işlerin,
Arkasında koşmaya bakmalı bunun için.
 
Gönlünü, bu dünyâ'ya bağlıyan kişilerle,
Arkadaşlık etmekten, pişmânlık geçer ele.
 
Onlarla görüşmekten, "Arslandan kaçar" gibi,
Hattâ daha ziyâde kaçmak îcâb eder ki,
 
Aslan, canını alır sâdece insanların.
Bu da, faydasınadır âhiret'te onların.
 
Dünyâ düşkünlerinin daha çoktur zararı.
Çünkü "Sonsuz ölüm"e sürükler insanları.
 
Onlarla konuşmaktan ve onları sevmekten,
Şiddetle kaçmalıdır arkadaşlık etmekten.
 
"Zengine, malı için alçaklık gösterenin,
Gider üçte ikisi, dîninin o kimsenin."
 
Bunu, Peygamberimiz buyurmuştur hadîste.
Titiz davranmalıdır öyle ise bu işte.
 
Bir mümin, bu belâya yakalandıysa, artık,
Kurtuluş nerededir, nerede müslümânlık?
 
Uygunsuz kimselerle çok sıkı görüşmekten,
Bunları duyacak hal kalmamış sizde hepten.
 
Bunun için bu kadar ağır ve sıkı yazdım.
Çünkü hafif şeylerle, uyanmazdın evlâdım.)