İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) DÜNYÂ FÂNÎDİR

"İmâm-ı Rabbânî"nin "Mektûbât" kitâbında,
Şöyle buyuruluyor bu "Dünyâ"nın hakkında:
 
Oğlum, dünyâ hayâtı, kısa ve geçicidir.
Âhiret azâbıysa, sonsuz ve şiddetlidir.
 
İleriyi tam gören akıl sâhiplerinin,
Hazırlıklı olması lâzımdır bunun için.
 
Bu "Dünyâ"nın tadına, sahte güzelliğine,
Aldanan, yarın düşer bir pişmânlık içine.
 
İnsanların şeref ve îtibârı, eğer ki,
Sâdece "dünyâlık" ve "mal" ile ölçülseydi,
 
Dünyâlığı çok olan "kâfir" ve "münâfıklar",
Herkesten daha fazla kazanırdı îtibâr.
 
Dünyâ'nın görünüşü, güzel de olsa yine,
Sırf "Ahmak"lar aldanır, onun güzelliğine.
 
Şu birkaç günlük ömrü, bilerek büyük fırsat,
"Allaha ibâdet"le geçirmeli her saat.
 
Allahın kullarına, iyilik etmelidir.
Bunu, kurtuluş için vesîle bilmelidir.
 
İki şey lâzımdır ki azaptan halâs için,
Bunu, iyi bilmesi lâzımdır her kişinin.
 
Birincisi, Allahın emr-ü nevâhîsine,
Kıymet vermek ve saygı göstermektir hepsine.
 
Ve O'nun yarattığı, bilcümle mahlûkâta,
Şefkat ve merhametle davranmaktır mutlaka.
 
Allahın Resûlünün, Rabbimizden alarak,
Bize getirdikleri, hep doğrudur muhakkak.
 
Sayıklama, eğlence, şaka sözler değildir.
O, hiç yalan söylemez, "Muhammed-ül emîn"dir.
 
O halde, "Tavşan gibi" gözü açık olarak,
Daha ne güne kadar sürecek bu uyumak?
 
Bu uyumanın sonu, rezîl rüsvây olmaktır.
Âhiret'te eli boş, mahrum kala kalmaktır.
 
Biliyorum gençsiniz, kaynamakta içiniz.
Dünyâ nîmetlerinin tamam içindesiniz.
 
Dünyâ nîmetleriniz tamam ise de, fakat,
Yarın bu sözlerimiz, olacak bir hakîkat.
 
Yine de, elinizden bir şey kaçmış değildir.
Allahü teâlâya yalvaracak vakittir.
 
Dünyâ'da felâketten, âhiret'te azaptan,
Kurtulabilmek için, iki şey vardır el'an:
 
Birisi, Rabbimizin her emrine sarılmak.
İkincisi, haram ve günâhlardan sakınmak.
 
İkincisi, ilkinden çok mühimdir ki daha,
"Verâ" ve "Takvâ" denir haramdan sakınmaya.
 
Bir gün, Resûlullaha dediler ki: (Filân zât,
Gece gündüz uğraşıp yapıyor fazla tâat.)
 
Buyurdu ki: (Hiçbirşey verâ gibi olamaz.)
"Günâhtan kaçınmak"tır buyurdu yâni esas.
 
İnsanların, melekten üstün olabilmesi,
"Verâ" sâyesindedir çok yükselebilmesi.
 
Melekler de, pek fazla ibâdet ediyorlar.
Halbuki hiç terakkî edemiyorlar onlar.
 
O halde, haramlardan kaçınmak pek evlâdır.
Bu dinde en kıymetli, en üstün şey "Takvâ"dır.