İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) EY MAĞRUR ZENGİN!

Bir hadîsi şerîfte, Peygamber Efendimiz,
Buyurdu: (Malınızın zekâtını veriniz.)
 
Eğer "Zekât" vermeyi, vazîfe bilmiyorsa,
Yâni farz olduğuna eğer inanmıyorsa,
 
Zekât vermediğine, sıkılmazsa hiç canı,
Mâzallah kâfir olup, heder olur "îmân"ı.
 
İnsanın, senelerce vermediği zekâtlar,
Birikip, en sonunda bütün malını kaplar.
 
O malda, mü’minlerin hakları olduğunu,
Hiç de düşünmiyerek, kendinin sanır onu.
 
Zekât vermek”, Kur'ânın otuz iki yerinde,
Emir buyurulmuştur “Namâz” ile birlikte.
 
Hak teâlâ, Kur'ânda, buyurdu ki âşikâr:
(Zekâtı verilmiyen o mallar, o paralar,
 
Cehennem ateşinde iyice kızdırılır.
Sâhibinin alnına, böğrüne bastırılır.)
 
Öyleyse bu gafleti at ki ey mağrur zengin!
Övündüğün o mallar, aslında değil senin.
 
Zîrâ başkasınındı bu mallar senden önce.
Yine başkalarının olacak sen ölünce.
 
Zekâtını ayırıp vermediğin o malın,
Hakîkatte “Ateş”tir, anlarsın bunu yarın.
 
Uşrunu vermediğin o buğday, bir “Zehir”dir.
O mal da, bu buğday da, zâten senin değildir.
 
Allahü teâlâdır her şeyin tek sâhibi.
Sen onu kullanırsın, sanki bir “Vekîl” gibi.
 
Şöyle buyuruldu ki meâlen bir âyette:
(Zekâtını verenler, kurtulacak elbette.)
 
Hadîste buyuruldu: (Verip zekâtınızı,
Böylelikle zarardan koruyun malınızı.)
 
Hak teâlâ üç şeyi, üç şeyle bildirdi ki,
Birisi yapılmazsa, kabûl olmaz öteki
 
Sevgili Peygambere itâat olunmazsa,
Allahü teâlâya itâat olmaz aslâ.
 
Eğer şükretmiyorsa insan ebeveynine,
Allahü teâlâya şükretmiş olmaz yine.
 
Ve her kim vermez ise, malının zekâtını,
Allah, hiç kabûl etmez onun bir namâzını.
 
Ey gaflet şarâbının serhoşu gâfil insan!
Bu dünyâ'nın peşinde, ömrünü ettin ziyân.
 
Daha ne güne kadar koşacaksın böyle hep?
Ölüm”, hiç hatırına gelmez mi senin acep?
 
"Haram"dan mal yığmakla geçirdin bir ömrünü.
Hiç düşünmüyor musun peki sen “Ölüm”ünü?
 
Elbette herkes gibi ölürsün sen de yarın.
"Kabir suâlleri"ne ne cevap hazırladın?
 
İyi, kötü her ne iş işledinse ömründe,
Hepsinin hesâbı var, yarın “Mîzân” önünde.
 
Bunların hiç birine, yok verecek cevâbın.
Hem bunlar uzak değil, olacak bugün yarın.
 
Eğer atılır isen Cehennemin içine,
Bir an dayanamazsın en hafif ateşine.