İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) GÖNÜL HASTALIĞI

 
"İmâm-ı Rabbânî" ki, büyük bir evliyâdır.
Sözleri, hasta olan gönüllere devâdır.
 
"Mektûbât" kitâbında buyurur ki bu velî:
(Bir gönül hasta ise, onu iyi etmeli.
 
Zîrâ Allah, Kur'ânda şöyle buyurmaktadır:
"Onların kalplerinde, hastalık, maraz vardır."
 
Kalbin hastalığının, şudur ki aslı yine:
"Tam inanmaması"dır dînin emirlerine.
 
Kalbi, bu hastalığa yakalanmış olanlar,
İbâdet yapsalar da, pek sevap alamazlar.
 
Peygamber Efendimiz, hadîsi şerîfinde,
Şöyle buyurmaktadır bu mevzû üzerinde:
 
"Nice Kur'ânı kerîm okuyanlar vardır ki,
Kur'ân, o kimselere lânet eder ne var ki."
 
Yine şöyle buyurdu: "Var ki çok oruç tutan,
Sâdece aç kalmaktır kârları o oruçtan."
 
Kalbin hastalığına, bir işâret de yine,
"Tutulmuş olması"dır Hak'tan gayri birine.
 
Kalp, Allahtan gayriye etmiş ise temâyül,
Kapmıştır hastalığı, yıkılmıştır o gönül.
 
Onun tutulması da Allahtan gayrisine,
Tutulmuş olmasıdır belki "Kendi nefsi"ne.
 
Çünkü herkes, her şeyi, ister sırf "Kendi" için.
İyi düşünülürse, doğrusu budur işin.
 
Çocuğunu sevmekte, vardır yine bu sebep.
Mal, mevkî ve rütbeyi, "Kendi için" ister hep.
 
Her bağlandığı şeyde, hep "Kendi nefsi" vardır.
Nefsinin istekleri ardında koşmaktadır.
 
Kalp, bu bağlılıklardan kurtulamazsa şâyet,
İnsanın kurtulması, çetin olur begâyet.
 
Bunun için, herşeyden daha mühim olarak,
Kalbi, bu hastalıktan kurtarmalı muhakkak.
 
"Allah adamları"nın bir şefkatli nazarı,
Silip atar kalpteki böyle hastalıkları.
 
Bu himmete kavuşmak için de, şartlar vardır.
Bu da, o büyüklere "Sevgi" ve "İtâat"tır.
 
"Muhabbet" ve "İtâat", her kimde mevcut ise,
Himmet, kendiliğinden erişir o kimseye.
 
Böyle bir "Evliyâ"yı tanımak, onu sevmek,
Allahın çok büyük bir nîmeti olsa gerek.
 
Kimi bu nîmet ile şereflendirirlerse,
Mes'ut ve tâlihlidir, çok sevinsin o kimse.
 
"Halk" içinde "Hak" ile olur ki o velîler,
Bir bakışta, kalpleri temizleyiverirler.
 
O zâtlara düşmanlık, "Öldürücü zehir"dir.
Kalplerini incitmek, felâket sebebidir.
 
Bu bâbta buyurur ki Abdullah-i Ensârî:
"Dostlarını sen öyle yaptın ki yâ ilâhî!
 
Onları tanıyanlar, sana vâsıl oluyor.
Sana kavuşamıyan, onları tanımıyor.
 
Ve kimi felâkete düşürmek ister isen,
Bizim üzerimize atarsın onları sen."
 
Bir "Allah adamı"nı ve bir "Gönül ehli"ni,
Bulup, dinliyemeze insan böyle birini,
 
Onların kitâbını bulup okumalıdır.
Zîrâ kitap okumak, sohbetin yarısıdır.