İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) İNSANLARIN EN KÖTÜSÜ

 
"İmâm-ı Rabbânî" ki, devrinin incisidir.
İkinci bin yılının yenileyicisidir.
 
Bu büyük evliyâ zât, "Mektûbât" kitâbında,
Şöyle buyurmaktadır "Din adamı" bâbında:
 
(Âlimlerin, dünyâ'yı sevmesi ne çirkindir.
Bu, güzel yüzlerine, "Siyah leke" gibidir.
 
Böyle olan bir âlim, kurtarsa da herkesi,
Ve lâkin kendisine olmaz bir fâidesi.
 
Dîni kuvvetlendirmek, islâmiyyeti yaymak,
Şerefi, kendisine âit olsa da, ancak,
 
Bâzan öyle olur ki, kâfir, fâsık bir kişi,
Îcâbı hâle göre yapabilir bu işi.
 
Bunlar, "Çakmak taşı"na benzerler ki nihâyet,
Bulunur içlerinde bir enerji ve kudret.
 
İnsanlar, bu kudretten istifâde ederler.
Lâkin ondan, kendine fayda olmaz müyesser.
 
Bunların da, ilminden olmaz fâideleri.
Ve hattâ zarar verir, onlara ilimleri.
 
Çünkü yarın, bir delil olur ki bu ilimler,
"Bilmiyorduk, bilseydik yapmazdık" diyemezler.
 
Allahü teâlânın kıymet verdiği ilmi,
"Dünyâ"ya âlet etmek, ne kötüdür değil mi?
 
Çünkü Allah, dünyâ'ya vermiyor değer, kıymet.
Buna rağmen veriyor, ilme çok ehemmiyyet.
 
Din hakkında konuşmak, yazı ve kitap yazmak,
"Allah için" olursa, faydalı olur ancak.
 
Çünkü bunlar, olursa "Şöhret" için, "Mal" için,
Olmaz istifâdesi ondan hiçbir kişinin.
 
Eğer din adamları, düşmüşse bu belâya,
Yâni tutulmuşlarsa mal, para ve dünyâ'ya,
 
"Din adamı" değil de, "Dünyâ adamları"dır.
Ve hattâ inanların en alçağı bunlardır.
 
Büyüklerden birisi, görmüş bir gün "Şeytan"ı.
Ki, bomboş oturuyor, aldatmıyor insanı.
 
Sebebini sorunca, demiş ki ona şeytan:
"Benim bir iş yapmama, bir gerek yok ki şu an.
 
Zîrâ âlim geçinen kütü din adamları,
Zâten çıkarıyorlar hak yoldan insanları.
 
Bana, öyle yardımcı oluyorlar ki onlar,
Benim de çalışmama, lüzum bırakmıyorlar."
 
Eğer din âlimleri, dünyâ düşünmüyorsa,
Okutup yazmaları, "Hak için" oluyorsa,
 
Vâris ve vekîlidir onlar Resûlullahın.
Ve en kıymetlileri, onlardır insanların.
 
Bunların "Mürekkeb"i, mahşerde getirilir.
Şehîdlerin "Kanı"yla tartılıp, ağır gelir.
 
Âhiret'in ebedî, yâni sonsuzluğunu,
Dünyâ'nınsa geçici ve fânî olduğunu,
 
Anlayıp, âhiret'e sarılır bu âlimler.
Ve lâkin bu dünyâ'ya vermezler aslâ değer.
 
"Dünyâ" ile "Âhiret", zıddır birbirlerine.
Birinden uzaklaşan, yaklaşır diğerine.
 
Nasıl bulunamazsa "Ateş-su" bir arada,
Bir kalpte birleşemez, "Âhiret" ve "Dünyâ" da.