İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) VERÂ VE TAKVÂ

"İmâm-ı Rabbânî"nin, "Mektûbât" kitâbında,
Şöyle buyuruluyor “Verâ, takvâ” hakkında:
 
("Verâ" ve "Takvâ" demek, Allahü teâlânın,
Haram ettiklerinden, sakınmaktır bi hakkın.
 
Resûlullah buyurdu: “Verâ sâhibi olan,
En âbid kimse olur, insanların arasından.”
 
"Hasan-ı Basrî" dahî buyurdu ki: “Muhakkak,
Bu dinde, zerre kadar "Verâ sâhibi" olmak,
 
Bin nâfile namâz ve oruçtan kıymetlidir.
Yâni alır bunlardan daha fazla bir ecir.”
 
"Ebû Hüreyre" dahî, buyurdu ki bir günde:
(Ey insanlar, bilin ki, yarın mahşer gününde,
 
Allahın huzûrunda toplanınca hepimiz,
"Verâ sâhipleri"dir, en muhterem ve azîz.)
 
Hak teâlâ, Kur'ânda, bunu beyân etmekte.
Şöyle buyurmaktadır meâlen bir âyette:
 
“Sevgime kavuşanlar içinde, en nihâyet,
Verâ sâhibi gibi yaklaşan olmaz elbet.”
 
Âlimler buyurdu ki: (Bir kimse, şu on şeyi,
Kendine farz bilmezse, olmaz verâ sâhibi.
 
Bu on şey şunlardır ki, bir mü’min, hiçbir zaman,
Kimseyi “Gıybet” etmez ve hiç yapmaz “Sû-i zan.
 
Kimseyi kötü bilmez, “Alay” etmez o zinhâr.
Yabancı kadınlara kızlara etmez nazar.
 
Sâdık”tır, doğru söyler, hiç beğenmez kendini.
Fikreder hep Rabbinin türlü nîmetlerini.
 
Malını, “Helâl yere” harcayıp, etmez isrâf.
Haram olan bir yere, bir kuruş eylemez sarf.
 
Keyf için, mevkî makam etmeyip aslâ talep,
Buraları, “İslâma hizmet yeri” bilir hep.
 
Beş vakit namâzını, vaktinde edâ eder.
Ve bunu, en birinci bir vazîfe addeder.
 
Ehli sünnet” denilen islâm âlimlerinin,
Kitaplarını alıp, onları okur ilkin,
 
Îmânı, ibâdeti öğrenip ince ince,
Başlar amel etmeye, hep bunlar mûcibince.)
 
Yâ Rab, bize verdiğin nûrunu ziyâde et.
Sen her şeye kâdirsin, ne olur bizi affet.
 
Oğlum, kim günâhına tövbe ederse eğer,
Sonra, "Verâ" ve "Takvâ" olur ise müyesser,
 
Ele geçirmiş olur, büyük nîmet ve devlet.
Zîrâ en kıymetli iş, indallah budur elbet.
 
Bu ele geçmez ise, bir kısım günâhlara,
"Verâ" edebilmek de, bir nîmettir onlara.
 
Haramların hepsine, verâ olmasa dahî,
Bâzısından kaçmak da, bir nîmettir tabii.
 
Zîrâ bu bâzıların nûrları, ileride,
Belki diğerlerine tam sirâyet eder de,
 
Günâhların hepsine, tam verâ’ya yol açar.
Böylece her günâhtan nefret eder ve kaçar.
 
Zîrâ "Bir şeyin hepsi, ele geçmez ise de,
Yine kaçırmamalı elinden hepsini de."
 
Yâ Rabbî, beğendiğin iyi, güzel, münâsib,
Amelleri yapmayı, sen bize eyle nasîb.