İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh) KABİR AZÂBI

"Seyyid Mîr Muhibbullah" adındaki bir zâta,
Mektup yazıp, şöylece başladı nasîhata:
 
(Allah, bizi ve sizi, şerefli ceddinizin,
Yolunda bulunmayı, her an nasîb eylesin.
 
Merhametli efendim, dünyâ, kazanç yeridir.
Bu zaman da, devamlı, her gün azalıverir.
 
Geçer ise bu ömür, hep günâh işlemekle.
Yarın pişmân olmaktan başka şey geçmez ele.
 
Öyle ise ölmeden, artık uyanmalıyız.
Parlak olan bu dîne, uygun yaşamalıyız.
 
Ancak böyle yaparsak, kurtulmamız umulur.
Ve böyle kazanılır ebedî rahat, huzûr.
 
İşte dünyâ hayâtı, “İş yapacak” zamandır.
Keyf yapıp eğlenecek zamana daha vardır.
 
İnsan, iş zamanını, keyf ile geçirirse,
Ne elde edebilir mahşer günü o kimse?
 
Bir çiftçi, tohumunu ekmez ise iş günü,
Yarın alabilir mi tarlanın mahsûlünü?)
 
Biri suâl etti ki: “Kabirdeki azaplar,
Rüyâda acı duymak gibi mi olacaklar?”
 
Buyurdu ki: (Kat'iyyen, rüyâ gibi değildir.
Kabirdeki azaplar, azâbın kendisidir.
 
Rüyâda görünenle aynıdır sanma sakın.
Onunla, bir ilgisi yoktur hiç uzak yakın.
 
Çünkü kabir azâbı, “Âhiret azâbı” dır.
Hem rûha, hem bedene, birlikte azap vardır.
 
Rüyâ ise, bir rûhun, bedenden ayrılarak,
Bir şeyler görmesidir sâdece ruh olarak.
 
Hem de kabir azâbı, âhiret azâbıdır.
Dünyâ azâbı ise, ona göre pek azdır.
 
Oradan, bir "Kıvılcım" dünyâ'ya gelse eğer,
Dünyâ'daki her şeyi, hemen yakar, yok eder.)
 
O dedi: “Rüyâda da ve insan ölünce de,
Ruh, bedeni terk edip, çıkıyor netîcede.
 
O halde niçin rüyâ, dünyâ'dan addedilir?
Kabirdeki azaplar, niçin âhiret'tendir?”
 
Buyurdu ki: (Uykuda, ruh, çıksa da bedenden,
Bu, keyfe, eğlenceye gidene benzer aynen.
 
Gülerek, sevinerek evinden çıkar, gider.
Yine sevinç içinde, geriye eve döner.
 
Ölürken ki ayrılış, benzemez buna fakat.
Değildir onun gibi hiç neş'eli ve rahat.
 
Bu dahî, şu kimsenin hâline benzer aynen:
Evleri, binâları yıkılmıştır tamâmen.
 
Vatanı haraptır ki, yoktur artık bir evi.
Hiç dönmemek üzere, terk etmiştir bu yeri.
 
Olmaz neş'e ve sevinç böyle bir terk edişte.
Çok acı ve güçlükler olur böyle gidişte.
 
Uyuyan bir kimsenin vatanı, bu "Dünyâ”dır.
Ona, dünyâ'ya uygun muâmele yapılır.
 
Öleninse vatanı, “Âhiret” olur artık.
Ona da iş yapılır, âhiret'e muvâfık.
 
Zîrâ bir hadîsinde buyurdu ki o Server:
“Kıyâmeti kopmuştur, ölürse insan eğer.”