İMAM-I GAZALİ (Rahmetullahi Aleyh) Amelsiz İlim

 “İmâm-ı Gazâlî”nin talebesinden bir zât,
Mektup yazıp, İmâm’dan istedi bir nasîhat.
 
O dahî cevap yazıp, buyurdu ki: “Evlâdım!
Sana, sonsuz seâdet ihsân etsin Allahım.
 
Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Bir insan,
Dünyâ ve âhiret'e fâidesi olmıyan,
 
Şeylerle uğraşırsa, bu, vakti öldürmektir.
Bu da, "Allah o kulu hiç sevmiyor" demektir.”
 
Ve yine buyurdu ki: “Îmân eden bir kimse,
Bir saatlik vaktini "günâh"ta geçirirse,
 
Bunun için, ne kadar üzülse yeri vardır.
Çünkü af olunmazsa, "azâb"a yakalanır.”
 
Oğlum, kolay ise de, nasîhat, öğüt vermek,
Lâkin nefse zor gelir, dinleyip kabûl etmek.
 
Hele dünyâ zevkleri ardınca koşanlara,
Nasîhat acı gelip, hiç bakmazlar bunlara.
 
Oğlum, kurtulmak için âhiret'te, en evvel,
Emir ve yasakları bilmelidir mükemmel.
 
Sonra da, buna göre amel eylemelidir.
Zîrâ amelsiz ilim, insana zarar verir.
 
Çünkü mahşer yerinde, bu ilim sâhipleri,
Bilmiyordum” dese de, geçmez bu özürleri.
 
Cüneyd-i Bağdâdî’yi, biri görüp rüyâda,
Sordu: “Sizin hâliniz nice oldu burada?”
 
Buyurdu: “Tasavvufta edindiğim bilgiler,
Keşf ve kerâmetlerim, hebâ olup gittiler.
 
Yalnız bir gece vakti, kıldığım iki rekât,
Namâzım var idi ki, o bana etti imdât.”
 
Oğlum, insan, çok ıssız bir dağda ilerlerken,
Karşısına, yırtıcı bir "arslan" çıksa birden,
 
Yanındaki silâhı kullanamazsa eğer,
O arslandan kurtuluş olur mu hiç müyesser?
 
Ve yâhut da bir kişi, "hasta" olsa faraza,
Teşhîsini öğrenip, ilâcını da alsa,
 
İlâç, o hastalığa gelse de gâyet iyi,
Onu kullanmadıkça yapar mı tedâvîyi?
 
Bunun gibi bir insan, her ilmi, ince ince,
Bilse de, fayda görmez amel eylemeyince.
 
Îmân”, kalben inanmak olsa da her ne kadar,
Fakat ibâdetlerle cilâlanır ve parlar.
 
Hattâ îmân, bir “Mum”a benzetilirse eğer,
Cam fener” gibidirler etrâfında ameller.
 
Nasıl çabuk sönerse, mum, feneri olmadan,
Îmân da çabuk söner, ibâdet yapılmadan.
 
İbâdet yapmak dahî, gerektirir “İhlâs”ı.
İhlâssız amellerin, olmaz kula faydası.
 
İyi bir iş yaparken, bir kimse görse eğer,
"Sevinç" hâsıl olursa, bu, ihlâsı zedeler.
 
Çünkü amel, yapılır, sâdece “Allah için”.
Bu ihlâs olmadıkça, kurtulamaz ins ve cin.
 
İlim, amel, ihlâsı edinse de bir insan,
Cennete girmek için, gerekir yine “İhsân” .
 
Hiçbir kimse, Cennete giremez ameliyle.
Ancak girebilirler “İhsân-ı ilâhî”yle.
 
Fakat Hak teâlânın ihsânına kavuşmak,
Onun emirlerini yapmakla olur ancak.
 
Kim ihlâsla yaparsa Rabbine ibâdeti,
Elbette vâsıl olur ona Hakk’ın rahmeti.