İMAM-I GAZALİ (Rahmetullahi Aleyh) Can Verme Acısı

İmâm-ı Gazâlî'nin, “İhyâ-yı ulûm”unda,
Şöyle buyurmaktadır “Can verme” husûsunda:
 
Can verme'nin acısı öyle şiddetlidir ki,
Başka bütün acılar, ona göre nedir ki?
 
Bir kimsenin önünde, yalnız bu olsa şâyet,
Dünyâ'da hiçbir şeyden alamaz tad ve lezzet.
 
Bir kimse düşünse ki, çok zâlim, gaddâr biri,
Her an için, evinden girebilir içeri.
 
Hattâ vurup bir şeyle, kendisini öldürür.
O kimse, her an için ancak bunu düşünür.
 
Ve aslâ bu korkuyla yatamaz, uyuyamaz.
Yediği yemekten de hiçbir lezzet alamaz.
 
Hattâ yemek yiyemez, bunun düşüncesinden.
Yatıp uyuyamaz da, “Ölüm” endîşesinden.
 
Ölüm de, her an için gelebilir herkese.
Hattâ ecel, herşeyden yakındır daha bize.
 
Ayrıca can vermenin öyledir ki şiddeti,
Yoktur onun yanında, başka şeyin kıymeti.
 
Yetmiş "Kılıç darbesi” vurulsa da birine,
Can verme acısının yanında “Hiç”tir yine.
 
Susuyor görünse de, can çekişen bir insan,
Tükendiği içindir tâkati o acıdan.
 
Çünkü o şiddet ile, çekilir el ve ayak.
Bunun ne olduğunu, tadanlar bilir ancak.
 
Resûlullah, gitmişti bir hastanın yanına.
Gördü ki, onun rûhu dayanmış boğazına.
 
Buyurdu: “Ben bilirim, bunun ne olduğunu.
Damarları içinden çekiyorlar rûhunu.”
 
Hazret-i Alî dahî buyurdu ayriyeten:
“Bana, kılıç darbesi kolaydır can vermekten.”
 
Peygamberlerden biri, bir gün bir kabristanda,
Gelip durdu, herhangi bir mezarın yanında.
 
Allahü teâlâya yalvardı ki o vakit:
“Yâ Rabbî, bu mevtâya hayat ver, onu dirilt!”
 
Onun bu duâsıyle, dirilip kalktı hemen.
Dedi: “Buyur efendim, emriniz nedir benden?”
 
Ona, “Ölüm” hakkında sorunca o Peygamber,
Dedi: “Bu büyük işten, vereyim sana haber.
 
Öleli, elli sene olduğu halde bu gün,
Hâlâ unutamadım acısını ölüm'ün.”
 
Mü’min, ameli ile bâzı derecelere,
Kavuşsa da, eremez daha da yücelere.
 
Lâkin “Can acısı”nı çekince o an insan,
O yüksek dereceler, edilir ona ihsân.
 
Bir kâfir de, dünyâ'da yaptıysa bir iyilik,
Ona da, bu acıdan verilir bir hafiflik.
 
Onun karşılığını, dünyâ'da almış olur.
Âhiret'te rahmetten, onlara zerre yoktur.
 
Teslim eylediğinde “Mûsâ Nebî” rûhunu,
Sordu Allah, acının ne miktar olduğunu.
 
Dedi: “Sanki içimde, bir dikenli çalı var.
Onu tutup, ağzımdan kuvvetle çekiyorlar.
 
Çalının her dikeni, takılmış bir yerlere,
Çektikçe, o yerleri ediyor pâre pâre.”
 
Îsâ Peygamber ise buyurdu ki bir zaman:
“Bana duâ edin de, can vermem olsun âsân.”
 
Resûl-i ekrem dahî duâ etti ki şöyle:
“Yâ Rabbî, can vermeği bana da kolay eyle.”