İMAM-I GAZALİ (Rahmetullahi Aleyh) Nefsi Kontrol Etmek

"Nefs"i, her an kontrol altında tutmalıdır.
Ondan bir lâhza bile, gâfil olmamalıdır.
 
Eğer bırakılırsa nefis kendi hâline,
Acele dönmek ister, kendi şehvetlerine.
 
Tenhâda da günâhtan kaçmalı ki muhakkak,
Herşeyi görüyor ve biliyor cenâbı Hak.
 
İnsanların, sâdece dışını görürüz biz.
Lâkin içlerini de görür elbet Rabbimiz.
 
Buna, kat'î olarak inanırsa bir kişi,
Edebli, düzgün olur her niyeti ve işi.
 
Zâten inanmıyanın, îmânı yok demektir.
İnanarak isyân da, ne büyük bir cürettir.
 
Zîrâ cenâb-ı Allah buyurur ki: “Ey insan!
Bilmiyor musun, seni, görüyorum her zaman.”
 
Biri, Resûlullaha dedi: (Çoktur günâhım.
Şimdi tövbe edersem, affeder mi Allahım?)
 
“Affeder” buyurunca, dedi: (Yâ Resûlallah!
Ben onları işlerken, görüyor muydu Allah?)
 
“Görüyordu” deyince, bir “Eyvâh” dedi o an.
Ve yıkılıp can verdi, budur hayâ ve îmân.
 
Hadîste buyurdu ki yine Peygamberimiz:
(Allahı görür gibi ibâdet eyleyiniz.
 
Siz görmüyorsanız da, görmektedir O sizi.
Sizden iyi biliyor, O sizin içinizi.)
 
Allahın gördüğüne inanan bir müslümân,
Aslâ yapabilir mi O'na günâh ve isyân?
 
Büyüklerden birisi, talebesi içinden,
Birini, daha fazla severdi cümlesinden.
 
Diğer talebeleri, buna üzülürlerdi.
Niçin onu daha çok seviyor ki?” derlerdi.
 
Üstâdları, onların böyle düşündüğünü,
Anlayıp, herbirine bir “Kuş” verdi bir günü.
 
Dedi ki: (Bu kuşları, alın şimdi hepiniz.
Kimsenin görmediği yerde kesip geliniz.)
 
Gidip, tenhâ bir yerde kesip geldi herbiri.
Lâkin o, hiç kesmeden getirdi kuşu geri.
 
Hemen suâl etti ki hoca o talebeye:
(Sen ne için kesmeden alıp geldin geriye?)
 
Dedi ki: (Bulamadım öyle tenhâ bir yeri.
Zîrâ cenâb-ı Allah, görüyor her yerleri.)
 
Diğer talebeleri duyunca bunu ondan,
Onun üstünlüğünü anladılar o zaman.
 
Cüneyd-i Bağdâdî'ye, bir genç gelip bir ara,
Dedi: (Çok bakıyorum kadınlara, kızlara.
 
Hiç koruyamıyorum gözümü nâmahremden.
Ne ile kurtulurum acabâ ben bu halden?)
 
Buyurdu: (Sen onları görmenden daha fazla,
Düşün ki, seni her an görüyor Hak teâlâ.)