İMAM-I GAZALİ (Rahmetullahi Aleyh) İhlas Bozulursa

İsrâiloğulları zamanında, bir kişi,
Vardı ki, hep ibâdet yapmaktı onun işi.
 
Halk ona dediler ki: “Filân yerde bir "Put" var.
Tanrı diye tapıyor ona bâzı insanlar.”
 
O bunu işitince, içerledi pek fazla.
O putu kırmak için, yola çıktı "ihlâs"la.
 
O, "hâlis niyet" ile giderdi ki o yöne,
Bir insan kılığında “Şeytan” çıktı önüne.
 
Ve mâni olmak için, dedi ki: “Ey arkadaş!
Böyle nere gidersin, balta ile pür telâş?”
 
Dedi ki: “Bir put varmış, gidiyorum kırmaya.
Böylece insanları, o puttan kurtarmaya.”
 
Dedi ki: “Onu kırmak, senin işin değildir.
Sana, ibâdet etmek daha fâidelidir.
 
Sen onu kırsan bile, yenisini yaparlar.
Hemen dön ki geriye, bu, çok yanlış bir karar.”
 
Lâkin o, “İhlâs ile” çıktığından yoluna,
Aldanmadı şeytanın bu alçak oyununa.
 
Bu sefer şeytan dedi: “Geçemezsin buradan!”
Şiddetli bir kavgaya tutuştular o zaman.
 
Âbid, onu bir anda tuttu ve yere vurdu.
Sonra, öldürmek için üzerine oturdu.
 
Şeytan dedi: “Ey âbid, müsâde et de biraz,
Çok mühim bir husûsu edeceğim sana arz.”
 
O müsâde edince, ayağa kalktı şeytan.
Dedi ki: “Beni dinle, o putu kırma şu an.
 
Çünkü onu kırmayı etseydi Allah murâd,
Elbet Peygamberine verirdi bir tâlimât”.
 
Âbid yine dedi ki: “Kıracağım mutlaka!”
Şeytan “Olmaz” deyince, başladı yine kavga.
 
Âbid, yine şeytanı kaldırıp vurdu yere.
Şeytan dedi: “Ey âbid, bak dinle son bir kere.
 
Sen fakir bir kimsesin, muhtaçsın el eline.
O putu kırmak ile, ne geçecek eline?
 
Yastığının altına, her sabah, "iki altın",
Bırakayım, al kullan, o putu kırma sakın!”
 
Bu defâ aldanarak, bu fikre etti meyil.
Dedi: “Doğru söylüyor, bu benim işim değil.
 
Altınların birini, kendime sarfederim.
İkincisini dahî bir muhtâca veririm.”
 
Eve gelip yattı ve sabaha kalktığında,
Gördü “İki altın”ı yastığının altında.
 
İkinci gün de yine, yastığının altından,
Aldı "iki altın"ı, memnundu hayâtından.
 
Ve lâkin üçüncü gün, altın göremeyince,
Kaçtı bütün neş’esi, hiddetlendi bir nice.
 
Baltasını kaparak, bir an beklemeksizin,
Düştü yine o yola, o putu kırmak için.
 
Az ilerde, önüne çıktı yine o şeytan.
Dedi ki: “Dön geriye, geçemezsin buradan!”
 
Kavgaya tutuştular, lâkin şeytan bu kere,
Âbidi, bir tutuşta kaldırıp vurdu yere.
 
Âbid dedi: “Pekâlâ, senindir şimdi zafer.
Fakat nasıl oldu da, gâlip geldin bu sefer?”
 
Dedi: “Önce, "ihlâs"la gidiyordun kırmaya.
Yetmez bizim gücümüz ihlâslı insanlara.
 
Şimdiyse, gidiyordun "nefse tâbi" olarak.
Nefse uyanı ise, biz yeneriz muhakkak.”