İMAM-I RABBANİ (Kuddise Sirruh) Sözün Özü Şudur ki

"İmâm-ı Rabbânî"nin, "Mektûbât" kitâbında,
Şöyle buyuruluyor "Hubb-u dünyâ" hakkında:
 
(Kardeşim, insanları, elbette Hak teâlâ,
Sırf yemek içmek için göndermedi dünyâ'ya.
 
Sevdiğimiz şeylerle oynayıp, mal toplamak,
Ve sırf keyif sürmeye gelmedik biz muhakkak.
 
İnsan, Rabbine karşı, her an âcizliğini,
Muhtaç, zavallı olup, gücü yetmezliğini,
 
Göstermek maksadıyla, dünyâ'ya gelmektedir.
Zâten Rabbine karşı "Kulluk" da bu demektir.
 
Ve lâkin bu kulluk da, yalnız Resûlullahın,
İzin verdiği gibi olmalıdır bi hakkın.
 
Onun emretmediği riyâzet, mücâhede,
Hepsi, zarar ziyândır fâideden ziyâde.
 
Nefse ağır gelse de o işler yapılınca,
Yine de zararlıdır Ona uyulmayınca.
 
"Ehli sünnet" denilen islâm âlimlerinin,
Bildirdiğine göre bir "Îmân" lâzım ilkin.
 
Îmân ve îtikadı sağlam ettikten sonra,
"Emir ve yasaklara uyma"ya gelir sıra.
 
"İlim", "Amel"den sonra, lâzımdır bir de "İhlâs".
Azaptan kurtulmak da, bununla olur esas.
 
"İhlâs", temiz etmek ve pislikten arınmaktır.
Yâni her yaptığını, "Allah için" yapmaktır.
 
Sözün özü şudur ki, âhiret'te kurtulmak,
Doğru îmân ve hâlis amelle olur ancak.
 
Oğlum, dünyâ'da kalmak zamanı pek kısadır.
Çoğu boş yere geçti, kalan ise pek azdır.
 
"Âhiret", dünyâ gibi olmayıp hiç muvakkat,
Ebedîdir, sonsuzdur, oradır asıl hayat.
 
Orada iki yer var, "Cennet" ile "Cehennem".
Bunların ikisi de mevcutlardır şimdi hem.
 
Her kimin, hangisine gideceği de yine,
Bağlıdır dünyâdaki yaptığı işlerine.
 
Ya sonsuz bir seâdet, ya ebedî bir elem.
Bunları haber verdi bizlere Fahr-i âlem.
 
Aklı olan, durmadan çalışması lâzımdır.
Zîrâ hiç dayanılmaz, azaplar pek acıdır.
 
Ey oğlum, ömrümüzün en kıymetli zamanı,
Boşa geçip, geriye kaldı kısa bir ânı.
 
En verimli günleri, Rabbin düşmanı olan,
"Nefs"in isteklerini yapmakla geçti her an.
 
Geriye, ömrümüzün en kıymetsiz, verimsiz,
Bir zamanı kaldı ki, ne iş yapabiliriz?
 
Keşke gençlik çağında yapılsaydı ibâdet.
Yarın mahşer gününde, olmazdı tasa ve dert.
 
"Zararın neresinden dönülse, yine kârdır."
Zîrâ kurtuluş için, bu fırsat elde vardır.
 
Gençlikte kaçırılan nîmeti, hiç olmazsa,
Şimdi yakalamaya çalışmalı hülâsa.
 
Kısa bir sıkıntıyla, az bir amelle, yine,
Kavuşmak mümkün olur Cennet nîmetlerine.
 
Gençlikte yaptığımız çirkin, fenâ fiiller,
Tövbe ve gözyaşiyle affedilebilirler.