MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh) Din Hırsızından Sakınız

Evliyâ-yı kirâmdan, büyük âlim, velî zât.
"Mektûbât" kitâbında eyledi çok nasîhat.
 
Bir yerde buyurdu ki: (Îtikad ve ameli,
Bozuk kimseler ile, aslâ görüşmemeli.
 
Bid’at sâhibiyle de, olma ki hem arkadaş,
Seni de, felâkete sürükler yavaş yavaş.
 
Kendisini “Şeyh” diye tanıtırsa bir kimse,
Lâkin hareketleri, dîne uygun değilse,
 
Hiç ona yakın olma, yakınsan ayrıl hemen.
Hattâ kaç o kimsenin bulunduğu beldeden.
 
Zîrâ o, çok sinsi bir "Hırsız"dır, ondan çekin.
Dînini, îmânını çalar o zîrâ senin.
 
O kişi gösterse de hârika ve kerâmet,
Şeytanın tuzağına düşürür seni elbet.
 
Böyle sahtekârlarla olma sakın arkadaş.
"Arslandan kaçar" gibi, yanlarından uzaklaş.)
 
Cüneyd-i Bağdâdî de buyurur ki şöylece:
(Tasavvufçu geçinen insanlar vardır nice.
 
Bunlar içerisinde, yalnız Resûl'e uyan,
Doğru olup, gerisi söylerler hîle, yalan.
 
Kim ki, islâmiyyete uymuyorsa ihlâsla,
Onu, "Allah adamı" zannetmeyin siz aslâ.
 
"Zâhid" gibi görünüp, “Âlim” de olsa nâmı,
İslâma uymadıkça olmaz "Allah adamı".
 
Dîne uymıyanların her sözleri "Zehir"dir.
Bu gibi kimseleri, hemen terketmelidir.
 
"Tasavvuf"un yegâne maksadı şu ki hattâ,
Bir kolaylık duymaktır emirlere uymakta.
 
Doğruyla yalancıyı ayıran bir fark vardır.
O da, Resûlullaha her hâliyle uymaktır.
 
Ona uygun olmıyan her bir hareketin de,
Hiçbir değeri yoktur, Hak teâlâ indinde.)
 
"Abdullah Dehlevî" de buyurur ki nihâyet:
(Çok açlık çekenlerde, hâsıl olur kerâmet.
 
Lâkin islâmiyyete uymadıkça tamâmen,
Bunlar, Allah adamı olamazlar kat'iyyen.)
 
"Abdullah bin Mübârek" adlı bir velî zât da,
Şöyle buyurmaktadır birine nasîhatta:
 
(Bir kimse, uymaz ise dînin edeblerine,
Mahrum kalır uymaktan "Resûl'ün sünneti"ne.
 
Sünnete uymakta da gevşekse bir müslümân,
"Farzlar"a tam uymaktan mahrum kalır o zaman.
 
Farz ve haramlarda da, gevşeklik olursa az,
Böyle olan bir kimse, aslâ "Velî" olamaz.)
 
Ebû Saîd Ebül Hayr hazretlerine  ise,
Dediler: (Su üstünde yürüyor falan kimse.)
 
Buyurdu ki: (Bu şeyler, hiç kıymetli değildir.
Zîrâ çöp ve saman da, sularda yüzebilir.)
 
Dediler ki: (Filân zât, uçuyor havalarda.)
Buyurdu ki: (Uçuyor sinek ve kargalar da.)
 
Dediler ki: (Efendim, bir kimse var ki yine,
Bir anda, bir şehirden gidiyor diğerine.)
 
Buyurdu ki: (Şeytan da yapıyor bu işleri.
Bunların, Hak indinde yoktur bir değerleri.
 
Mert olan, herkes gibi yaşar insanlar ile.
Lâkin Hak teâlâyı unutmaz bir an bile.)