MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh) Feyz Alabilmek İçin

Evliyâ-yı kirâmın en büyüklerindendir.
Tesirli sözleriyle kulları etti tenvîr.
 
Buyurdu ki: Bu yolda, asıl maksat ve gâye,
Er geç vâsıl olmaktır, "rızâ-i ilâhî"ye.
 
Kavuşturan en güçlü vâsıta da "Sohbet"tir.
Yâni bir "Velî" ile, yakın münâsebettir.
 
Huzûrunda, edeble oturursa bir insan,
O "Velî"nin feyzinden, olunur ona ihsân.
 
Lâkin bîçâre insan, dünyâ lezzetlerinin,
Bataklığında olup, esîridir "nefs"inin.
 
Haberi bile yoktur "rûh"un lezzetlerinden.
Kurtulması lâzımdır, o nefsinin şerrinden.
 
Ve lâkin olmadıkça bağlantı, münâsebet,
Allahtan gelen feyze, kavuşmak zordur elbet.
 
Zîrâ cenâb-ı Allah, Peygamber Efendimiz,
Vâsıtasıyla bize, gönderir "nûr" ve "feyiz".
 
Sonra, Habîbullahın mübârek kalplerinden,
Fışkıran nûrları ve feyzleri alabilen,
 
Ve aldığı nûrları, insanların kalbine,
Saçabilen bir "Velî" lâzımdır elbet yine.
 
Bir velî'den, feyz almak istiyen bir kişinin,
Kalbine bağlanması lâzımdır o "mürşid"in.
 
Yâni kendi kalbini, o "Velî"nin kalbine,
Bağlarsa, o kavuşur onun feyizlerine.
 
Kalpleri birbirine bağlıyan o yol, tektir.
O da, o evliyâya "Muhabbet" ve "Sevmek"tir.
 
Sevginin alâmeti, "Söz dinlemek"tir esas.
İtâat etmiyorsa, onu sevmiş olamaz.
 
Kendi aklını atıp, ona tâbi olmaktır.
İbâdette, âdette, aynen ona uymaktır.
 
Herhangi "Evliyâ"yı düşünürse o şâyet,
Onunla kurmuş olur, bir bağ ve münâsebet.
 
Sevgi ve muhabbeti arttıkça, o bu defâ,
Her yerde onu görür, baksa da ne tarafa.
 
Kalbinde, sırf bu gâye ve maksat olmalıdır.
Ona kavuşturucu vâsıta bulmalıdır.
 
Eğer teksîf ederse himmetini tek yere,
Kavuşur o sâyede feyiz bereketlere.
 
Çoğaldıkça kalbinin bağlandığı kimseler,
Matlûba kavuşması, kolay olmaz bu sefer.
 
Öyle tutulmalı ki, o bu "ilâhî aşk"a,
Hiçbir şey olmamalı kalbinde Ondan başka.
 
Mahlûkât sevgisinden olur ki öyle halâs,
"Bin sene" geçse bile, bir şey hatırlıyamaz.
 
Ve hattâ senelerce uğraşsa da o eğer,
Bir şey hatırlaması, olmaz yine müyesser.
 
İyilik, ihsân eden, herkesce çok sevilir.
Ve nîmet sâhipleri, iyi, üstün bilinir.
 
İnsanlara her türlü nîmetleri bahşeden,
Zararlardan koruyup, mal, can ve sıhhat veren,
 
"Allahü teâlâ"yı sevmek, ne çok lâzımdır.
Hattâ bu, herkes için insanlık îcâbıdır.