MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh) Sahte Şeyhlerden Kaçın

Evliyâ-yı kirâmdan olan bu mübârek zât, 
Birine mektup yazıp, şöyle etti nasîhat:
 
Ey oğlum, bu dünyâda yaratıldı ins ve cin.
Yalnız Hak teâlâya ibâdet etmek için.
 
Birinci vazîfemiz, "Rabbimizi sevmek"tir.
Ve emr-ü yasağına göre hayat sürmektir.
 
Lâkin bu muhabbetin, vardır alâmetleri.
Birincisi "Sevmek"tir Allahı sevenleri.
 
İkincisi, "İtâat", yâni söz dinlemektir.
Bir de, Onu dil ile, beden ile "Övmek"tir.
 
Kim Rabbini severse, Rabbi de onu sever.
Lütuf ve ihsânını arttırır, bolca serper.
 
Rabbinin sevgisini kazanmaya çalışan,
Tâlihli kimselere, denir "Sâlih müslümân".
 
Çalışıp kazanmışsa bir kimse bu sevgiyi,
Böyle olan mü'minler, olurlar "Ârif", "Velî".
 
Bunu, başkaları da kazansın gâyesiyle,
Çalışanlar da olur, "Mürşit", yâhut "Vesîle".
 
Mâide sûresinde, bu, beyân ediliyor.
"Vesîle arayınız!" diye buyuruluyor.
 
"Vesîle", insanları, Allahü teâlâya,
Kavuşturan kişidir, "Velî", yâni "Evliyâ".
 
Arada bulunmazsa bu yüksek evliyâlar,
Allahü teâlâya, yol bulamaz insanlar.
 
Onun bu iyiliği, hem dünyâ, hem âhiret,
Nîmetleri içinde, en büyüğüdür elbet.
 
O sebep olduğundan, bu nîmet ve ihsâna,
O büyük zâtı sevmek, çok lâzımdır insana.
 
"Hakîkî vesîle"ye kavuşmak, bir nîmettir.
Hattâ bu, insan için en büyük seâdettir.
 
Onun için, insanın birinci mühim işi,
Aramak olmalıdır böyle "Velî" bir kişi.
 
Bu hakîkî mürşitler, tâ kıyâmete adar,
Dünyâ'nın bir yerinde, mutlaka bulunurlar.
 
Onu arıyanlara, kendisini tanıtır.
Ve lâkin düşmanlardan, ahmaklardan saklanır.
 
Âdî, alçak kimseler, sahte olan şeyhleri,
Çıkarıp yanıltırlar, bir kısım kimseleri.
 
Bu kişiler, yalan ve hîleli kerâmetle,
Câhil müslümânları aldatırlar gâyetle.
 
"Şeyh" geçinir ise de, îmânı yoktur fakat.
Dîni istismâr edip, sağlarlar çok menfaat.
 
En büyük felâket de, saf bir müslümân için,
Tuzağına düşmektir böyle hâin kişinin.
 
Yoktur islâmiyyetten bilgi ve haberleri.
Dünyâlık toplamaktır yegâne gâyeleri.
 
Sözleri küfür yayar, her haramı işlerler.
Câhil müslümânları, avlayıp geçinirler.
 
"Münâfık" denilir ki, bu gibilere hem de,
Esfel-i sâfilîne giderler Cehennemde.
 
Öyle acı azâba yakalanır ki bunlar,
Hattâ kâfirlerden de, çok azap olunurlar.