MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh) Maksudun Mabudundur

Evliyâ-yı kirâmdan büyük âlim bir zâttır.
"Mektûbât" kitâbında şöyle buyurmaktadır:
 
(Bilin ki, insanları yarattı cenâb-ı Hak.
Ki, Onun sevgisini kazansınlar muhakkak.
 
Hep nefsin arzusunun peşinden koşan bizler,
Bu gafletli hâlimiz, daha ne kadar sürer?
 
Ne vakit bu gafletten acep uyanacağız?
Ve ne zamana kadar gaflette kalacağız?
 
"Nefis" ile "Şeytan"ı sevindirmekteyiz hep.
Daha, ne vakte kadar devam eder bu acep?
 
Bu dünyâ lezzetleri, nefsin arzularıdır.
Onlar da hep zararlı, haram ve günâhlardır.
 
Rızâ-yı ilâhîye kavuşmaya tek mâni,
Bu nefsi emmârenin arzularıdır yâni.
 
Nefsin bu arzuları, tükenmez, bitmez aslâ.
Hepsi aleyhimize isteklerdir hülâsa.
 
Maksûdun mâbudundur” ata sözü meşhurdur.
Nefsine uyan kimse, bulamaz rahat, huzûr.)
 
Başka bir mektûbunda buyurdu ki: (Elemler,
Takdîr-i ilâhîyle insana gelmekteler.
 
Hepsinden râzı olmak ve sabretmek gerektir.
Bize düşen, Allahtan âfiyet istemektir.
 
Bir şey beklememeli, şu âciz mahlûkâttan.
Her şeyi bilmelidir, Allahü teâlâdan.
 
Dertlerden, elemlerden kurtulabilmek için,
Çok istiğfâr etmesi lâzım gelir kişinin.
 
Rabbimizin takdîri, irâdesi olmadan,
Hiç kimse, hiç kimseye veremez zarar, ziyân.
 
Bunun ile berâber, sebeplere yapışmak,
Peygamberler yoludur, gerekir böyle olmak.
 
Yâni kul, sebeplere teşebbüs etmelidir.
Lâkin tesirlerini, Allahtan bilmelidir.
 
Meselâ “Ateş” yakar, “Su”, söndürür ateşi.
Yalnız Hak teâlâdır yaratan her bir işi.
 
Aç olan, yer ve doyar, su içip kanar insan.
Yine Hak teâlâdır bu şeyleri yaratan.
 
Bu gibi sebepleri kullanmayıp bir kişi,
Eğer zarar görürse, günâh olur o işi.
 
Âhiret işlerinde tevekkül yapmak olmaz.
Çalışmak emr olundu bunlarda bize esas.
 
Yâni her emredilen işleri yapmalıdır.
Allahın kereminden, ümitli olmalıdır.
 
Emirlere sarılıp, yasaklardan sakınmak,
"Kulluk" vazîfemizdir, yapmalıyız muhakkak.
 
Müslümân, az yemeli ve az uyumalıdır.
Lâkin bu, ibâdete mâni olmamalıdır.
 
Namâzda hâsıl olan mânevî lezzet ve tad,
Hâriçteki hallerden üstündür, hem de kat kat.
 
Namâzları, zevk ile kılmaya çalışınız.
Evvel vaktinde kılıp, sona bırakmayınız.
 
"Tâdil-i erkân"ına ederek tam riâyet,
Cemâatle kılmaya ediniz hem de gayret.
 
Hadîste buyuruldu: “Her namâz esnâsında,
Kalkar bütün perdeler, Rab’la kul arasında.”