MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh) Salih, Veli, Mürşid

Evliyâ-yı kirâmdan olan bu mübârek zât,
"Mektûbât" kitâbında şöyle etti nasîhat:
 
(Biliniz ki, ebedî seâdete kavuşmak,
Bir mürşide, mânevî bağ ile olur ancak.
 
Bu da, onun hakîkî bir mürşid olduğunu,
Bilip ve inanarak, sevmekle olur onu.
 
Allahın sevgisini kazanabilmek için,
Çalışan müslümâna, denilir “Sâlih” mü’min.
 
Ve eğer kazanmışsa bir kimse bu sevgiyi,
Velî”, yâhut “Evliyâ” denilir buna dahî.
 
Başka insanların da kazanmasına eğer,
Çalışırsa, ona da denir “Mürşit” ve “Rehber”.
 
Kimin mânevî bağı, çok olursa rehbere,
Kavuşur daha fazla feyiz, bereketlere.
 
O Resûl'ün mübârek kalbinden çıkan "Nûr"lar,
Aynen bu rehberlerin kalbinden yayılırlar.
 
Sanki bir “Ayna” gibi, evliyânın kalpleri,
Yansıtır, aksettirir aynen o feyizleri.
 
Eğer rehberi görür, sesini işitirse,
O da teveccüh edip, feyz vermek ister ise,
 
Onun istîdâtı ve kâbiliyyeti kadar,
O rehberin kalbinden, kalbine feyiz akar.
 
İnsanda mevcut olan istîdât, kâbiliyyet,
"İslâma uymak" ile daha çok artar elbet.
 
Eğer islâmiyyete uymaz ise bir kimse,
O, aslâ kavuşamaz bereket ve feyize.
 
Mânevî râbıtası bozuksa bir kişinin,
O dahî kavuşamaz feyzine bir mürşidin.
 
Mânevî râbıtadan, şudur ki asıl maksat,
O mürşidi "sevmek" ve eylemektir "itâat".
 
Senelerce çekse de riyâzet, mücâhede,
Yine de bir rehberden edemez istifâde.
 
Yâni bir evliyâdan feyizyâb olmak için,
Onda, feyz olduğuna inanmak lâzım ilkin.
 
İnanır, onu sever, sözünü dinler ise,
Kavuşur o nisbette bereket ve feyize.)
 
Başka bir mektûbunda buyuruyor ki bu zât:
(Yavrum, bu gençlik çağı bulunmaz büyük fırsat.
 
En kıymetli zamanı "gençlik"tir bu hayâtın.
Çünkü hep yerindedir güç, kuvvet ve sıhhatın.
 
Bu zaman da geçiyor ve azalıyor artık.
Erzel-i ömür olan, geliyor "ihtiyarlık".
 
Yazık ki, gençliğini boşuna harcıyorsun.
En lüzumlu işini, sona bırakıyorsun.
 
Allahü teâlânın rızâsını kazanmak,
En şerefli iştir ki, lâzımdır ona bakmak.
 
Çünkü tek gâye ile yaratıldı ins ve cin.
O da, rızâullahı kazanmaları için.
 
Geriye atıyorsun sen bu mühim işini.
Ve hebâ ediyorsun yazık ki gençliğini.
 
En iyi zamanını, en kötü, düşman olan,
Nefsinin ardı sıra geçirmektesin her an.
 
Halbuki Resûlullah şöyle buyuruyorlar:
Yarın yaparım diyen, aldandı, etti zarar.”