MUHAMMED MÂSUM FÂRÛKÎ (Kuddise Sirruh) Sana Senden Soracaklar

"Mektûbât" kitâbında buyuruyor ki bu zât:
Günâhlardan çok sakın, nefsine verme fırsat.
 
Her hâlinde tâbi ol, tam uy islâmiyyete.
"Ehli sünnet"e sarıl, kapılma bir bid’ate.
 
Sıkıntıda, Allahtan ümîdini kesme hiç.
Her bir darlıktan sonra, vardır rahat ve sevinç.
 
Sıkıntılı anda da, ferahlık vaktinde de,
Her hangi değişiklik olmasın ahvâlinde.
 
Yâni "Varlık" ve "Yokluk" olsa da sende bilfarz,
Bu, hiç değiştirmesin hâlini hem de pek az.
 
Hattâ yokluk olunca, artsın neş'en, sevincin.
Varlıkta da, bil'akis sıkılsın biraz için.
 
Âlimlerden birine soruldu bir gün bu iş.
Denildi: (Nasıl olur bir fakir, yâni derviş?)
 
Buyurdu: (Neş'elidir fakirlik anlarında.
Ve lâkin muzdariptir, varlıklı zamanında.
 
Rahatlıkta ararlar onlar sıkıntıları,
Hâdiseler değişse, değişmez hiç huyları.
 
Kendi kusurlarını düşünür ve ağlarlar.
Gayrinin kusûrunu görmezler ama zinhâr.
 
Sırf kendi kusûrunu görür onlar büsbütün.
Herkesi, kendisinden görürler daha üstün.)
 
Hattâ "Sırrî Sekatî" adında bir evliyâ,
Buyurdu: (Ben kimseden değilim iyi, âlâ.)
 
Bunu duyan kimseler, dediler ki: (Peki siz,
Şu fâsıklardan da mı, hiç üstün değilsiniz?)
 
Buna, Sırrî Sekatî buyurdular ki: (Evet.
Kendimi, onlardan da üstün görmem ben elbet.)
 
Her mü’mini görünce, demelidir ki: (Benim,
Bunun duâsındadır belki de seâdetim.)
 
Kimsenin gıybetini aslâ yapmamalıdır.
Hattâ yapan olursa, hemen susturmalıdır.
 
Emr-i mâruf, nasîhat yapmalıdır çok kere.
Mal yardımı yapmalı, böyle mücâhidlere.
 
Günâh işlemekten de, kaçmalıdır her saat.
Farzları edâ edip, yapmalı çok hasenât.
 
Dediler: (Hak teâlâ, bir kuldan râzı mıdır?
Bunu anlamak için, bir alâmet var mıdır?)
 
Buyurdu ki: (Zevk alır o kişi ibâdetten.
Nefret edip kaçınır, günâh ve mâsiyetten.)
 
Hadîste buyuruldu: (Tam hakîkî mü’minler,
İbâdetten zevk alır, günâhtan nefret eder.)
 
Fakirlik zamanında, üzülmez bir müslümân.
Bilir ki, Hak teâlâ servet de eder ihsân.
 
Dediler ki: (Efendim, hakîkî servet nedir?)
Buyurdu: (Âhiret'te, sonsuz rahat etmektir.)
 
Müslümân, bu dünyâ'da sıkıntı çekerse hep,
Âhiret rahatına olurlar bunlar sebep.
 
Lâkin bir şart ile ki, sabretmek îcâb eder.
Şikâyet eder ise, o servet elden gider.
 
Hadîste buyuruldu: (Çocukları çok olan,
Ve tâdil-i erkânla namâzlarını kılan,
 
Kimsenin gıybetini hiç yapmıyan mü’minler,
Kıyâmette, benimle haşr olurlar berâber.)